Türkçe → İngilizce arama

İngilizce ingilizcede menfi anlamda almanları nitelemek için kullanılır ne demek?

ingilizcede menfi anlamda almanları nitelemek için kullanılır için İngilizce karşılıklar aşağıda listelenmiştir. Uygun olduğunda kullanım alanı etiketi sonuç kartında gösterilir.

Reklam

Cümle Çevirisi

Türkçe kaynak

ingilizcede menfi anlamda almanları nitelemek için kullanılır

İngilizce çeviri

It is used to describe Germans in a negative sense in English

Çeviri sonucundaki kelimeler

Cümle çevirisinden dönen İngilizce sonuç parçalanır; bulunan kelimelerin Türkçe sözlük karşılıkları gösterilir.

  • it: o, ona, onu, pro.o:prob.onu, 1. o, 2. onu, 3. ona, 4. (oyunda) ebe, (zam.), (i.) o, onu, ona, (cinsiyet belirtmeyen zamirin 3. tekil sahsi); (i.) ebe (oyunlarda).
  • is: ol, -dir, -dır, (bak.) be; as is (tic.) simdiki haliyle, oldugu gibi.
  • used: ESKİ, alışık, tükenmek, KULLANILMIŞ, Kullanılmış; Yıpranmış, v.kullan:adj.kullanılan, 1.kullanılmış, eski, 2.(to ile) alışkın, s. kullanilmis, eski. used to alismis, alisik; eskiden... idi: leh. eskiden oldugu kadar. He used to come at eight Eskiden saat sekizde gelirdi. be used up cok yorulmak, bitkin hale gelmek; tukenmek.
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • describe: tanımla, tarif et, bildirmek, betimlemek, tanımlamak, tarif etmek, tasvir etmek, sıfatlandırmak, vasıflandırmak, TANIMLAMAK, BETİMLEMEK, tasvir etmek,anlatmak,söylemek, 1.tanımlamak, betimlemek, anlatmak, 2.(as ile) görmek, saymak, gözüyle bakmak, 3.çizmek, (f). tarif etmek, tanimlamak, vasiflandirmak, tavsif etmek, tasvir etmek, resmetmek. describable (s). tarif edilebilir, tavsifi mumkun.
  • germans: Alman, Almanya, Almanca
  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • negative: aksi, eksi, menfi, negatif, çürütmek, menetmek, olumsuz, eksi, münazarada karşıt görüşü temsil eden taraf, 1.negatif, olumsuz, 2.olumsuz yanıt, 3.(film) negatif, 1) Eksi 2) Negatif (tıp; foto)3) Elektron kazanmış asit (kimya), f. red ve inkar etmek; iptal etmek, hukumden dusurmek; curutmek; tesirini kirmak; menetmek., i. olumsuz soz veya cevap; red cevabi; menfi taraf; olumsuzluk edati; foto. negatif; mat. negatif sayi veya sembol., s. olumsuz, menfi; mat. negatif, menfi; aksi, ters; elek. menfi, negatif; gram. olumsuz, onaysiz. negative evidence olumsuz kanit. negative in come tax hukumetin fakirlere para yardimi yapmasini one en teklif. negative sign eksi isareti, eksi. negative vo
  • sense: US, HİS, YÖN, ALGI, AMAÇ, duyu, KANI, MANÂ, meal, şuur, zeki, almak, ANLAM, DUYGU, fikir, karar, NİYET, SEZME, ANLAMA, EĞİLİM, mefhum, ANLAMAK, dirayet, DÜŞÜNCE, SAĞDUYU, HİSSETME, muhakeme, algılamak, HİSSETMEK, v.sez:n.duyu, v.sez:n.duygu, FARKINDA OLMAK, BİLİNCİNDE OLMA, algılamak, duyu, his, 1) anlam; 2) doğrultu, 1) Duyum; algılayım 2) Sezgi, 1.duyu, duyum, 2.duygu, his, 3.anlam, 4.anlayış, anlama yetisi, 5.akıl, zekâ, 6.düşünce, kanı, 7.genel düşünce, yön, eğilim, 8.hissetmek, sezmek
  • english: ingilizce, 1.İngiliz, 2.İngilizce, 3.(the ile) İngilizler