Türkçe → İngilizce arama
İngilizce Güney Asyada kullanılan bir tür eşarp ne demek?
Güney Asyada kullanılan bir tür eşarp için İngilizce karşılıklar aşağıda listelenmiştir. Uygun olduğunda kullanım alanı etiketi sonuç kartında gösterilir.
Reklam
Cümle Çevirisi
Türkçe kaynak
Güney Asyada kullanılan bir tür eşarp
→
İngilizce çeviri
A type of scarf used in South Asia
Çeviri sonucundaki kelimeler
Cümle çevirisinden dönen İngilizce sonuç parçalanır; bulunan kelimelerin Türkçe sözlük karşılıkları gösterilir.
- type: ima, tip, tür, cins, çeşit, MODEL, ÖRNEK, remiz, SİMGE, kinaye, numune, hurufat, kategori, tip, tür, v.yaz:n.tip, MATBAA HARFİ, Tür, çeşit, tip, DAKTİLO İLE YAZMAK, matbaa harfi (dizgi), v.daktiloyla yaz:n.tip, 1.ÇEŞİT, TİP 2.DAKTİLOYLA YAZMAK, 1) Çeşit, cins, tür; 2) Örnek, numune; 3) Basma harf (baskı), 1.tip, çeşit, tür, 2.matbaa harfi, hurufat, 3.örnek, 4.daktilo ile yazmak, 5.daktilo kullanmak
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- scarf: ŞAL, ATKI, yuva, eşarp, FULAR, KAŞKOL, EK YERİ, GEÇİRMEK, BAŞÖRTÜSÜ, BOYUNBAĞI, GEÇME YERİ, eşarp, atkı, kaşkol, Kaşkol; Eşarp ;atkı, f., i. iki kerestenin ucunu birbirine gecirerek eklemek; i. gecme ek yeri, oyuk yer, yuva., 1) Boyun atkısı, eşarp, kaşkol2) Göğüslü bindirme, aşoz, yuva, geçmeli ek yeri (marangozluk), i. (cog. -s, scarves) f. esarp, enli ve uzun omuz atkisi; enli boyunbagi; f. esarp ortmek; boyunbagi takmak, omuz atkisi koymak.
- used: ESKİ, alışık, tükenmek, KULLANILMIŞ, Kullanılmış; Yıpranmış, v.kullan:adj.kullanılan, 1.kullanılmış, eski, 2.(to ile) alışkın, s. kullanilmis, eski. used to alismis, alisik; eskiden... idi: leh. eskiden oldugu kadar. He used to come at eight Eskiden saat sekizde gelirdi. be used up cok yorulmak, bitkin hale gelmek; tukenmek.
- in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
- south: cenup, güney, LODOS, GÜNEYE, güneyde, GÜNEYDEN ESEN, 1.güney, 2.güneye doğru, güneye
- asia: (i). Asya. Asia Minor Anadolu.