İngilizce → Türkçe arama

Türkçe youre not the only one whos in trouble ne demek?

youre not the only one whos in trouble için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • only: TEK, SADE, sırf, ancak, eşsiz, sadece, YALNIZ, BİR TEK, BİRİCİK, AĞIRBAŞLI, ne var ki, şu var ki, SADECE, YALNIZCA, -den daha erken değil, 1.biricik, tek, 2.ancak, yalnız, yalnızca, sadece, sırf, 3.ama, ne var ki, ancak, s., z., baglac bir tek, essiz, biricik, yegane; z. yalniz, ancak, basli basina; baglac bundan baska, yalniz, fakat. if only keske.
  • one: 1, bir, TEK, adam, AYNI, BİRİ, kişi, KİMSE, BİRİSİ, BİR TANE, saat bir, var olan, tanımsız olarak var olan, 1.bir, 2.tek, 3.aynı, 4. 5.bir tane, 6.insan
  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • trouble: bela, BELÂ, DERT, üzgü, Arıza, keder, SORUN, ÜZMEK, KÜLFET, mesele, ÜZÜNTÜ, ZAHMET, AKSİLİK, ıstırap, SIKINTI, ÜZÜLMEK, MEŞAKKAT, DERT ETMEK, BULANDIRMAK, HUZURSUZLUK, karıştırmak, RAHATSIZLIK, ZAHMET ETMEK, CANINI SIKMAK, ZAHMET VERMEK, RAHATSIZ ETMEK, DERT, DERT ETMEK, sıkıntı, dert, zahmet, keder, rahatsızlık, rahatsız etmek, sıkmak, zahmet çekmek, 1.üzmek, telaşlandırmak, sıkmak, 2.rahatsız etmek, zahmet vermek, 3.zahmet etmek, 4.acı çektirmek, acı vermek, 5.müşkül, zorluk, güçlük, 6.zor durum, tehlike, dert, bela, 7.zahmet, 8.(sosyal/siyasal) düzensizlik, 9.ızdırap, üzüntü, sıkıntı, 10.sorun, kötü

Sözlük sonuçları

Aradığınız kelime bulunamadı

Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.

İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.