İngilizce → Türkçe arama

Türkçe you can take a horse to water but you cant make him drink ne demek?

you can take a horse to water but you cant make him drink için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • you: sen, siz, seni, 1.sen, siz, 2.seni, sizi, 3.sana, size, zam. siz, sizler, sen; seni, size. what's it to you? sana ne?
  • can: KIÇ, HELA, KUTU, POPO, KODES, KOVMAK, EDEBİLMEK, HAPİSHANE, OLABİLMEK, YAPABİLMEK, TENEKE KUTU, KONSERVELEMEK, Kutu konserve, KONSERVE KUTUSU, konserve yapmak, KASEDE KAYDETMEK, KONSERVESİNİ YAPMAK, UZAKLAŞTIRMAK (OKUL), TENEKE KUTUDAKİ İÇECEK, Teneke,çamçak,maşraba., (kis). Canada, Canadian., KAYIT YAPMAK (SES YA DA GÖRÜNTÜ), 1) Teneke; 2? Konserve kutusu;Konserve tenekesi; 3? Nükleer yakıt kabı Canal, 1.-ebilmek, -abilmek, 2.kap, kutu., 3.teneke kutu, konserve kutusu, 4.konserve, 5.kodes, 6.konserve yapmak, konservelemek, 7.(müzik) kaydetmek, (f). (could) (-ebil-)., yapmak imkani (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu isi yapabilir misin? I couldn't find my tie. Kravatimi bulamadim. (Can fiilinin gelecek zamam yoktur; yerine will be able to kullanilir); (k).dili izinli olmak: Can I go ? Gideyim, (i)., (f). (ed,-ning) konserve kutusu, teneke kutu; cop tenekesi; ABD, argo hapishane; argo yuznumara; argo kaba et; (f). konserve yapmak; kutulara doldurmak; ABD, argo kovmak, isine son vermek, slang sepetlemek; argo filime veya teybe almak. Can it I Yet
  • take: PAY, alış, alma, almak, ETMEK, HASAT, olmak, TEPKİ, TUTMA, TUTUŞ, ALINTI, çatmak, duymak, gezmek, kapmak, ÖLÇMEK, SANMAK, saymak, seçmek, sökmek, TUTMAK, YANMAK, YAPMAK, yazmak, alışmak, anlamak, kavrama, uğramak, ATLATMAK, başlamak, ÇIKARMAK, DAYANMAK, dinlemek, GÖTÜRMEK, indirmek, KAPLAMAK, kapsamak, karışmak, kavramak, KAZANMAK, koparmak, TUTUŞMAK, alçaltmak, çıkartmak, daraltmak, ele almak, HİSSETMEK, kaldırmak, kandırmak, KATLANMAK, kaydetmek, kiralamak, REAKSİYON, YAKALAMAK, yutturmak, ELDE ETMEK, İCAP ETMEK, KARŞILAMAK, faydalanmak, GEREKTİRMEK, KABUL ETMEK, kenetlenmek, almak (ders), ELE GEÇİRMEK, ETKİLİ OLMAK, gibi anlamak, TEDAVİ ETMEK, çekmek (foto), KABUL EDİLMEK, OLTAYA VURMAK, v.al:n.alıntı, -e sahip olmak, TAHAMMÜL ETMEK, çekim (fotoğraf), (fotoğraf) çekmek, almak (bir virajı), KABUL ETME (VÜCUT), almak (elle/ellerle), (ciddi/önemli) saymak, TUTULAN BALIK MİKTARI, AVALANAN HAYVAN MİKTARI, dinleyip ona göre hareket etmek, TUTMAK,ALMAK,TAKE OFF-elbise çıkarmak,uçak kalkması, gerekmek (bir şeyin çalıştırılması veya tamamlanması için belirli bir şey), i. alma, alis; tutma, tutus; sin. cekim; bir seferlik av miktari; (A.B.D.), k.dili. hasilat; (calinan) parti; (Ing.) kiralanmis arazi; (asi) tutma; kavrama., 1.almak, 2.götürmek, 3.kiralamak, tutmak, 4.kazanmak, almak, 5.(sınav) girmek, 6.(fotoğrafını) çekmek, 7.kabullenmek, üstlenmek, almak, 8.gerektirmek, istemek, 9.(içine) almak, taşıma, 10.hasılat, para, kâr, 11.çekim
  • horse: at, AYGIR, SEHPA, beygir, orkinos, oynamak, AT KOŞMAK, ATA BİNMEK, kamçılamak, SÜVARİ BİRLİĞİ, Cam dayama sehpası, 1.at, beygir, 2.atlama beygiri, f. ata bindirmek; at tedarik etmek; kamcilamak; sirtina binmek; ata binmek; A.B.D, argo esek sakasi yapmak; oynamak.
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • water: su, göl, sel, son, hare, inme, saka, SIVI, baraj, deniz, etene, gölek, gölet, koyak, nehir, SULAR, gölcük, KALİTE, sarnıç, kabarma, SULAMAK, ISLATMAK, SU ALMAK, SULANMAK, SULUBOYA, suvarmak, YAŞARMAK, HÂRELEMEK, SU KATMAK, SU VERMEK, KARASULARI, HAFİFLETMEK, mükemmellik, SU, SULAMAK, SULANDIRMAK, v.sula:n.su, KAPLICA SUYU, SU BİRİKİNTİSİ, su, sulamak, sulandırmak, kedi köpek vb'ne su vermek, 1.su, 2.sulamak, 3.ağız sulanmak, göz sulanmak
  • but: ki, ama, ancak, fakat, İTİRAZ, SADECE, YALNIZCA, ne var ki, HİÇ OLMAZSA, 1.ama, 2.ama, ancak, 3.ki, 4.-den başka
  • cant: ARGO, EĞİM, EĞMEK, MEYİL, dönmek, eğilmek, bükülmek, DİLENMEK, meyletmek, RİYAKÂRLIK, İKİYÜZLÜLÜK, YAPMACIKLIK, iki yüzlülük, YAN YATIRMAK, v.eğil:n.argo, ARGOLU KONUŞMAK, SAMİMİYETSİZLİK, ikiyüzlü riyakar, İKİYÜZLÜLÜK ETMEK, YAPMACIKLI KONUŞMAK, 1)Köşe yada açı. 2)Eğilmek., ikiyüzlülük, yapmacık konuşma, GERÇEK ANLAMI DIŞINDA KULLANILAN SÖZLER, bos laf, laf, bos laf, laf, ikiyüzlülük, riyakarlık, argo, (i)., (f). meyil; siv; yatay kesit; (f). egmek, sivlendirmek, meylettirmek; ani bir hareketle firlatmak; egilmek, meyletmek, bukulmek; donmek., (i),, (f). yapmacik; riyakarlik, samimiyetsizlik; belirli bir zumre, grup veya partiye mal olmus kelime veya sozler; argo; (f). riyakar bir sekilde konusmak: dinsel konularda samimiyetsizce davranmak; murailik etmek; dilenmek, sesine bir ahenk vererek dil
  • make: yap, YAPI, BİÇİM, ETMEK, marka, şekil, VERİM, atamak, VARMAK, YAPMAK, anlamak, erişmek, mamulât, ulaşmak, yapılış, kazanmak, randıman, SAĞLAMAK, yaratmak, düzeltmek, somurtmak, YAPTIRMAK

Sözlük sonuçları

Aradığınız kelime bulunamadı

Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.

İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.