İngilizce → Türkçe arama

Türkçe while coming, on the way, as I was coming ne demek?

while coming, on the way, as I was coming için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • while: süre, bazen, müddet, BU ARADA, kısa zaman, süre, zaman, ıf.iken:prep.sırasında, (bir eylem için) harcanan çaba ve zaman, müddet, zaman, süre, iken, -diği halde, -irken, (bir eylemin gerçekleştirilmesi için) gerekli zaman dilimi, i., f. vakit, zaman, sure, muddet; kisa sure; f., away( ile) (vakit) gecirmek. between whiles zaman zaman, bazen, ara sira. be worth while zahmetine degmek, the while o esnada, ayni zamanda.
  • coming: geliş, varış, zuhur, gelecek (ay, yıl), n.gelme:v.gel:prep.gelerek, 1.gelme, geliş, varış, 2.gelen, gelmekte olan, gelecek, 3.başarılı, ilerleyen, (i)., (s). gelis, yaklasma, varis, zuhur; (s). gelen gelecek, yaklasan; istikbal vaat eden. coming-out (i)., (k).dili sosyeteye takdim edilis.
  • on: de, İLE, açık, BERİ, için, HAZIR, YANIK, makbul, DEVREDE, ileride, SAHNEDE, ÜSTÜNDE, yanında, YÖNÜNDE, DURMADAN, -E DOĞRU, hakkında, ÜZERİNDE, zarfında, aralıksız, CİVARINDA, kenarında, ÇAKIRKEYİF, ÇALIŞMAKTA, daha sonra, OLMAKTA OLAN, açık, çalışır, GİYMİŞ OLARAK, SÜREKLİ OLARAK, ÜSTÜNDE (GİYSİ), DEVAM ETMEKTE OLAN, 1. aralıksız, durmadan, 2. ileri, 3. giymiş, üzerinde, 4. aralıksız, durmadan, 5. ileri, 6. ileriye, 7. giymiş, 8. (edat) üstün(d)e, 9. üzerin(d)e, 10. yanında
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • way: hal, huy, yan, yer, yol, YÖN, adet, çare, TARZ, USUL, BAKIM, cihet, DURUM, gidiş, halet, husus, kayıp, TARAF, tarik, itiyat, MESAFE, vasıta, yolsuz, YÖNTEM, GELENEK, GİDİŞAT, başarmak, DAVRANIŞ, ilerleme, İŞ ALANI, uygunsuz, yol, tarik, münasebetsiz, YAPILIŞ ŞEKLİ, DAVRANIŞ TARZI, YOL, ROTA, YÖN, iyi geçinebilme, (bir şeyi) iyi yapabilme, 1) Yol 2) Yordam, usul, tarz, canı istediği gibi hareket etme, bir şeyi istediği gibi yapabilme, 1.yol, yön, taraf, mesafe, 2.uzakta, uzak mesafede
  • as: dahi, GİBİ, için, KADAR, ise de, OLARAK, mademki, her ne kadar, ıf. de:prep.olarak, 1.GİBİ 2.OLARAK 3.OLARAK, 1. gibi, 2. sırada, iken, 3. için, çünkü, 4. halde, karşın, 5. olarak, baglac cunku, mademki, nitekim. as if, as though, as it were sanki, guya. as to, as for gelince, hakkynda,... sorarsaniz AS (kis). Anglo-Saxon.
  • was: ol, bak. be., -dı, -di

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli

ass="search-highlight">ong class="search-highlight">whileass="search-highlight">ong> ass="search-highlight">ong class="search-highlight">comingass="search-highlight">ong>, ass="search-highlight">on ass="search-highlight">the ass="search-highlight">way, as I was ass="search-highlight">ong class="search-highlight">comingass="search-highlight">ong> İngilizce terim

Tam eşleşme · tr-cekimli-fiil