İngilizce → Türkçe arama

Türkçe where is this going to lead into ne demek?

where is this going to lead into için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • where: da, nerede, NEREYE, NEREYE, NEREDE, q.nerede:wh.yer, 1.nereye, 2.nerede, 3.nereden, z., zam., (baglac) nere, nerede, nereye; da; zam. yer; (baglac) (oldugu) yer; (bulundugu) durum. where its at(A.B.D.),(argo) mudavimi olunan yer.
  • is: ol, -dir, -dır, (bak.) be; as is (tic.) simdiki haliyle, oldugu gibi.
  • this: şu, bu derece, 1.bu, 2.bu kadar, böylesine, bir serinin veya çiftin genellikle ilk üyesi, zam. (cog. these)., s., z. bu, su; z. bu kadar, boyle. this and that ivir zivir; abur cubur. this'away z., leh. boyle, soyle. It was like this. Boyleydi soyle oldu. It was Susan this and Susan that Suzan asagi, Suzan yukari.
  • going: gidiş, ayrılış, n.giden:v.git:prep.giderek, süresiz olarak devam ettirilen, 1.gidiş, ayrılış, 2.yol durumu, 3.gidiş hızı, 4.şu anki, 5.mevcut, yaşayan, 6.işleyen, çalışan
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • lead: almak, KABLO, ÖRNEK, saçma, bozmak, çekmek, gitmek, grafit, kurşun, SÜRMEK, varmak, KILAVUZ, ÖNCÜLÜK, başlamak, GÖTÜRMEK, İSKANDİL, ÖNDERLİK, YÖNETMEK, başlatmak, ETKİLEMEK, ÖNDE OLMA, REHBERLİK, SÜRDÜRMEK, BAŞI OLMAK, kılavuzluk, kurşun (Pb), ÖNDE GİTMEK, Önden Gitme, sonuçlanmak, başta gelmek, kılavuz öncü, YÖNLENDİRMEK, BAŞINDA OLMAK, ÖNCÜLÜK ETMEK, YOL GÖSTERMEK, öncülük yapmak, ÖNDERLİK ETMEK, rehberlik etmek, öncülüğünü yapmak, v.yol aç:n.kurşun, AÇMAK (KARTLARINI), KURŞUNDAN YAPILMIŞ, v.yol göster:n.yol, bacak, bağlantı ucu, uç (versatil kalem için), İLK OYNAMA HAKKI (İSKAMBİL), (iskambilde) ilk oynama hakkı, Kablo damarı, iletken, besleme, 1.KURŞUN (metal) 2.KURŞUN KALEM UCU, boksörlerin yaptığı ilk vuruş serisi, ÖNDERLİK ETMEK,ÖNDE GİTMEK, YOL GÖSTERMEK, 1.götürmek, rehberlik etmek, 2.(bir yere) götürmek, ulaştırmak, 3.inandırmak, ikna etmek, 4.yönetmek, liderlik etmek, idare etmek, 5.önde sürmek, 6.kılavuzluk, öncülük, 7.başrol, 8.(of/over ile)(uzaklık, sayı, vb.) ileride olma, önde gelme, 9.tasma kayışı
  • into: içine, 1.içine, -e, -a, 2.-e meraklı, hasta, 3.(bölme işleminde) -de, -da, edat icine, dahiline, -e, -ye, iceri. be into ile mesgul olmak, meraklisi olmak; (bir kimseye) borclu olmak

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli