İngilizce → Türkçe arama

Türkçe theres something i really need to talk to you about ne demek?

theres something i really need to talk to you about için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • something: falan, bir şey, 1.bir şey, 2.(hiç yoktan iyi) bir şey, i. bir sey; bir parca sey; olaganustu bir sey; falan.
  • really: GAYET, CİDDEN, ASLINDA, MUTLÂKA, SAHİDEN, gerçekten, KESİNLİKLE, KESİN OLARAK, (z.) gercekten., gerçekten, sahiden, cidden, hakikaten
  • need: GEREK, LÜZUM, ihtiyaç, eksiklik, gereklik, YOKSULLUK, yolsuzluk, GEREKSİNİM, MUHTAÇ OLMAK, İHTİYACI OLMAK, GEREKSİNİM, İHTİYAÇ, İhtiyaç, gereksinim, gereksinim içinde olmak, v.gereksin:n.gereksinim, v.ihtiyaç duy:n.ihtiyaç, 1.lüzum, gerek, 2.ihtiyaç, gereksinim, 3.yoksulluk, 4.-e ihtiyacı olmak, gereksinim duymak, gereksinmek, 5.-mesi gerekmek, -meli, -mali, i., f. ihtiyac, luzum, gereklik; eksiklik; yolsuzluk, fakirlik zaruret; f. muhtac olmak, gereksemek istemek; lazim olmak . if need be icabinda, gerekirse.
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • talk: LAF, SÖZ, ağız, HOŞBEŞ, SOHBET, GÖRÜŞME, KONUŞMA, DEDİKODU, GÖRÜŞMEK, KONUŞMAK, müzakere, söylemek, SÖYLENTİ, sohbet etmek, lakırdı etmek, KONUŞMA, KONUŞMAK, v.konuş:n.konuşma, i. Konuşma, görüşme, 1.konuşmak, 2.konuşma, görüşme, 3.sohbet, 4.konuşma biçimi, konuşma, 5.boş laf
  • you: sen, siz, seni, 1.sen, siz, 2.seni, sizi, 3.sana, size, zam. siz, sizler, sen; seni, size. what's it to you? sana ne?
  • about: DAİR, için, kadar, İLGİLİ, ÜSTÜNDE, ETRAFINA, hakkında, TAKRİBEN, YAKLAŞIK, AKSİ YÖNE, ETRAFINDA, KONUSUNDA, nerede ise, HEMEN HEMEN, her yanında, AŞAĞI YUKARI, orada burada, oraya buraya, şuraya buraya, 1.HAKKINDA 2.YAKLAŞIK OLARAK, 1.hakkında, üzerine, dair, doğrusunda, değişli, baresinde, 2.şuraya buraya, çevresinde, etrafında, 3.ötede beride, şurada burada, 4.üstünde, yanında, devresinde, 5.yakınında, buralarda, şuralarda, 6.sıralarda, sularında, 7.aşağı yukarı, yaklaşık, takriben

Sözlük sonuçları

Aradığınız kelime bulunamadı

Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.

İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.