İngilizce → Türkçe arama
Türkçe thanks in no small part to ne demek?
thanks in no small part to için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- thanks: ŞÜKÜR, TEŞEKKÜR, teşekkür ederim, şükran, teşekkür, (i.), (cog.) tesekkur, tesekkurler. thanks to sayesinde. heartfelt thanks icten tesekkurler. That's no thanks to me. Bir sey yapmadim.
- in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
- no: HİÇ, RED, RET, YOK, DEĞİL, hayır, HAYIR, YASAK, HİÇBİR, NUMARA, GEREKSİZ, ALEYHTE OY, yok cevabı, ARTIK DEĞİL, yok denecek kadar az, (cog. nos.) (kis.) number., adv.hayır:not.yok:adj.hiçbir, 1. hiç, 2. hayır, olmaz, yok, 3. yok yanıtı
- small: AZ, ARKA, ince, MİNİ, ufak, alçak, BASİT, FAKİR, HAFİF, küçük, MİNİK, ZAYIF, soysuz, UFACIK, KÜÇÜCÜK, ÖNEMSİZ, SIRADAN, yavaşça, MÜTEVAZİ, kuvvetsiz, UFAK TEFEK, KÜÇÜK, UFAK, parmak kadar, küçük ufak parça, yalnızca kendi çıkarlarını düşünen, 1.küçük, ufak, 2.önemsiz, ufak, 3.küçük küçük, ufak ufak
- part: cüz, PAY, ROL, SEMT, uzuv, AYRIM, BÖLÜM, GÖREV, hisse, KATKI, KESİM, kısım, KISMİ, parça, parti, TARAF, bölmek, KOPMAK, AYIRMAK, FRAGMAN, AYRILMAK, ekseriya, parçalanmak, YEDEK PARÇA, ELDEN ÇIKARMAK, v.ayır:n.parça, TARAKLA AYIRMAK, KISIM, BÖLÜM ,AYIRMAK, kis. participle, particular., 1) Kısım; 2) Parça; 3) Bölüm;4) Uzuv; Organ (tıp), Kesilmek,ayrılmak,kopmak (Rope parted-Halat kesildi), 1.bölüm, kısım, parça, 2.pay, hisse, 3.yan, taraf, 4.görev, 5.rol, 6.fasıl, 7.kısmen, 8.kısmi, 9.ayırmak, 10.ayrılmak
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.