İngilizce → Türkçe arama
Türkçe sticks and stones can break my bones but words can never hurt me ne demek?
sticks and stones can break my bones but words can never hurt me için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- can: KIÇ, HELA, KUTU, POPO, KODES, KOVMAK, EDEBİLMEK, HAPİSHANE, OLABİLMEK, YAPABİLMEK, TENEKE KUTU, KONSERVELEMEK, Kutu konserve, KONSERVE KUTUSU, konserve yapmak, KASEDE KAYDETMEK, KONSERVESİNİ YAPMAK, UZAKLAŞTIRMAK (OKUL), TENEKE KUTUDAKİ İÇECEK, Teneke,çamçak,maşraba., (kis). Canada, Canadian., KAYIT YAPMAK (SES YA DA GÖRÜNTÜ), 1) Teneke; 2? Konserve kutusu;Konserve tenekesi; 3? Nükleer yakıt kabı Canal, 1.-ebilmek, -abilmek, 2.kap, kutu., 3.teneke kutu, konserve kutusu, 4.konserve, 5.kodes, 6.konserve yapmak, konservelemek, 7.(müzik) kaydetmek, (f). (could) (-ebil-)., yapmak imkani (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu isi yapabilir misin? I couldn't find my tie. Kravatimi bulamadim. (Can fiilinin gelecek zamam yoktur; yerine will be able to kullanilir); (k).dili izinli olmak: Can I go ? Gideyim, (i)., (f). (ed,-ning) konserve kutusu, teneke kutu; cop tenekesi; ABD, argo hapishane; argo yuznumara; argo kaba et; (f). konserve yapmak; kutulara doldurmak; ABD, argo kovmak, isine son vermek, slang sepetlemek; argo filime veya teybe almak. Can it I Yet
- break: ARA, GAF, kes, POT, FREN, mola, şans, FİRAR, kaçış, KAÇMA, KIRIK, KIRMA, kısım, parça, aralık, atılma, BATMAK, bozmak, ÇATLAK, ÇÖZMEK, DALMAK, fasıla, FIRSAT, KAÇMAK, kesmek, kırmak, KOPMAK, YENMEK, yıkmak, açıklık, AĞARMAK, KIRILMA, UYMAMAK, BATIRMAK, bitirmek, bozuşmak, ÇİĞNEMEK, dağıtmak, FIRLAMAK, KIRILMAK, KOPARMAK, PATLAMAK, SÖYLEMEK, TENEFFÜS, BOZDURMAK, iş molası, yaralamak, ARA VERMEK, parçalamak, İFLAS ETMEK, İHLAL ETMEK, mola vermek, PARÇALANMAK, Kırık, kopuk, Ara, dinlenme, v.kır:n.aralık, ANİ FİYAT DÜŞÜŞÜ, SOLO BÖLÜM (CAZ), Dalgaların köpük çıkararak çatlaması., (özellikle beklenmedik şekilde) durumunu düzeltme şansı, (remi kart oyununda) kartları karıştıracak ilk oyuncu olmak, bir satırdaki yazıyı bir sonraki satırda devam etmek üzere kesmek, bir yazıyı başlangıç sayfasından hemen sonra gelmeyen bir sayfada devam ettirmek, (remi kart oyununda) her oyuncu bir el daha oynadıktan sonra oyunun biteceğini duyurmak, 1.kırılmak, parçalanmak, 2.kopmak, 3.kırmak, parçalamak, 4.koparmak, 5.bozmak, bozulmak, 6.yarmak, açmak, çatlatmak, 7.uymamak, tutmamak, 8.çiğnemek, 9.kontrol etmek, dizginlemek, 10.daha iyi yapmak, 11.mahvetmek, yıkmak, 12.bitmek, sona ermek, 13.çözmek,
- my: benim, bana ait, zam. benim., 1. benim, 2. aman!, kis. million years., (unlem) Aman! Olur sey degil ! Hayret!
- bones: İSKELET, kemikler, kemik, kılçık, balina .
- but: ki, ama, ancak, fakat, İTİRAZ, SADECE, YALNIZCA, ne var ki, HİÇ OLMAZSA, 1.ama, 2.ama, ancak, 3.ki, 4.-den başka
- words: AĞIZ KAVGASI
- never: hiç, asla, KATİYEN, TAŞ ÇATLASA, HİÇBİR ZAMAN, HİÇBİR SURETLE, HİÇBİR ŞEKİLDE, HİÇBİR ZAMAN ,ASLA, 1.asla, hiç, hiçbir zaman, z. hic, hic bir zaman, asla, katiyen. Never mind. Zarari yok. Bos ver.
- hurt: ACI, ağrı, BERE, SIZI, YARA, hasar, incit, ZARAR, ACIMAK, KIRGIN, KIRMAK, ÜZÜNTÜ, acıtmak, AĞRIMAK, IZDIRAP, GÜCENMİŞ, İNCİNMEK, incitici, incitmek, KÜSTÜRMEK, YARALAMAK, ağrı vermek, ZARAR GÖRMEK, ZARAR VERMEK, CANINI YAKMAK, RENCİDE ETMEK, KÂLBİNİ KIRMAK, kederlendirmek, v.yarala:n.yaralı, YARALAMAK, YARALANMAK, 1.acıtmak, incitmek, 2.acımak, incinmek, 3.kırmak, incitmek
- me: bana, beni, bana göre, BANA, BEN, ben kavramı, kis. Maine., bana kalırsa, 1. beni, 2. bana, 3. ben, zam., bak. I, beni, bana. Ah me ! Aman, aman!. Dear me! Olur sey degil!, ayrı ve kişisel bir bireyselliğe sahip olan veya bu bireyselliğin farkında olan kimse