İngilizce → Türkçe arama

Türkçe stand on ones own feet ne demek?

stand on ones own feet için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • stand: HAL, YER, AYAK, DURAK, DURUM, DURUŞ, KÜRSÜ, olmak, SEHPA, uymak, çekmek, çıkmaz, dikmek, DURMAK, KALMAK, TEZGÂH, TRİBÜN, AYAKLIK, DAYANMA, DİRENME, İŞ YERİ, işporta, kalkmak, BULUNMAK, ÇEKİLMEK, DAYANMAK, DİKİLMEK, DİRENMEK, KATLANMA, doğrulmak, durdurmak, KATLANMAK, portmanto, ÜSTLENMEK, ISMARLAMAK, KANITLAMAK, DESTEKLEMEK, DEVAM ETMEK, GÖĞÜS GERMEK, KARŞI KOYMAK, Aksam krikosu, AYAĞA KALKMAK, AYAKTA DURMAK, SİNEYE ÇEKMEK, v.dur:n.tutum, AYAKLI ASKILIK, İHTİYAÇ DUYMAK, olmak (bir yerde), ORMANDA YETİŞEN AĞAÇ, (teklif) geçerli olmak, Tezgah, sehpa, ayak (hadde); hadde ayağı, mesnet, 1.AYAKTA DURMAK,BULUNMAK 2.STAND IN-DUBLÖRLÜK YAPMAK, 1.ayakta durmak, dikelmek, 2.(ayağa) kalkmak, 3.dikeltmek, 4.durmak, kalmak, 5.durma, duruş, mola, 6.yer, mevki, 7.durak, 8.direnme, direniş, mukavemet, 9.satış sergisi, 10.tezgâh, 11.işyeri, mağaza, dükkân, 12.ayak, destek, sehpa, 13.tribün, 14.mahkemede
  • on: de, İLE, açık, BERİ, için, HAZIR, YANIK, makbul, DEVREDE, ileride, SAHNEDE, ÜSTÜNDE, yanında, YÖNÜNDE, DURMADAN, -E DOĞRU, hakkında, ÜZERİNDE, zarfında, aralıksız, CİVARINDA, kenarında, ÇAKIRKEYİF, ÇALIŞMAKTA, daha sonra, OLMAKTA OLAN, açık, çalışır, GİYMİŞ OLARAK, SÜREKLİ OLARAK, ÜSTÜNDE (GİYSİ), DEVAM ETMEKTE OLAN, 1. aralıksız, durmadan, 2. ileri, 3. giymiş, üzerinde, 4. aralıksız, durmadan, 5. ileri, 6. ileriye, 7. giymiş, 8. (edat) üstün(d)e, 9. üzerin(d)e, 10. yanında
  • ones: birileri
  • own: ÖZ, özel, kendi, TANIMAK, doğrulamak, KABUL ETMEK, KABULLENMEK, SAHİP OLMAK, İTİRAF ETMEK, TESLİM ETMEK, v.edin:adj.kendi, kendine değgin, özel, kendinin, kendi, sahip olmak, 1.kendi, kendisinin, 2.sahip olmak, 3.tanımak, kabul etmek, itiraf etmek, f. malik olmak, sahip olmak; tanimak, kabul etmek, dogrulamak, itiraf etmek; teslim etmek. own up k.dili tam ve dogru olarak itiraf etmek., s. kendine deggin, ozel, kendinin, kendi; oz. Ann's own book Ann'in kendi kitabi. be one's own man basina buyruk olmak. come into one's own kendi malina sahip olmak; layik oldugu mevkie erismek. hold one's own yerini korumak on one's own kendi hesabina, k
  • feet: ayak, feet, foot, AYAKLAR, FOOT ÖLÇÜSÜ, (bak). foot., yaya yürümek, dans etmek, oynamak

Sözlük sonuçları

Aradığınız kelime bulunamadı

Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.

İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.