İngilizce → Türkçe arama
Türkçe slow and steady wins the race ne demek?
slow and steady wins the race için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- slow: GEÇ, AĞIR, bati, GERİ, KESAT, yavaş, SIKICI, ELİ AĞIR, GEÇ OLAN, bıktırıcı, ağırlaşmak, uzun süren, YAVAŞLAMAK, GEÇ ANLAYAN, geri (saat), GERİ KALMIŞ, YAVAŞLATMAK, YavaşSlow axis, YAVAŞ, YAVAŞLAMAK, v.yavaşla:adj.yavaş, 1.yavaş, ağır, 2.(saat) geri, 3.güç anlayan, kalın kafalı, 4.yavaş, 5.(up/down ile) yavaşlamak, yavaşlatmak
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- steady: SABİT, SAKİN, ılımlı, SAĞLAM, şaşmaz, DEVAMLI, DÜZENLİ, kararlı, OTURMUŞ, SEVGİLİ, SÜREKLİ, DEĞİŞMEZ, İSTİKRAR, muntazam, SARSILMAZ, İSTİKRARLI, TİTREMEMEK, TİTREMEYEN, KIZ ARKADAŞ, SABİT DURUM, KIPIRDAMAMAK, SABİT KALMAK, kalıcı arkadaş, SAKİNLEŞTİRMEK, HAREKET ETMEMEK, kararlı, dengeli, SALLANMASINI KESMEK, TİTREMESİNİ DURDURMAK, v.sabit dur:adj.sabit, Sabit, düzgün, kararlı, durmadan aynı şekilde akan (su), sabit, titremez, sallanmaz, değişiklik göstermez, 1) Sabit; kararlı; sağlam; dengeli2) Sürekli; kesintisiz, 1.sallanmaz, oynamaz, sağlam, sabit, 2.şaşmaz, dönmez, 3.düzgün, düzenli, muntazam, değişmez, sürekli, daimi, devamlı, 4.sebatkâr, sarsılmaz, metin, 5.akıllı uslu, aklı başında, mazbut, ciddi, 6.sallanmaz hale getirmek, sabit kılmak, 7.yatıştırmak, teskin
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- race: DÖL, ırk, kök, soy, TÜR, CİNS, KOŞU, ÖMÜR, yuva, HAYAT, NESİL, SINIF, YARIŞ, AKINTI, koşmak, cereyan, FAMİLYA, MÜCÂDELE, seğirtme, YARIŞMAK, AT YARIŞI, seğirtmek, TAD (ŞARAP), YARIŞTIRMAK, zaman akışı, YARIŞA SOKMAK, v.yarış:n.yarış, ACELE İLE YAPMAK, acele ile yapmak, yarış koşu soy nesil, HIZLI ÇALIŞMAK (MOTOR), Bilezik; Rulman bileziği, kök, zencefil kökü, kök zencefil., i. kok, zencefil koku, kok zencefil. race ginger kok zencefil., bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm, 1)Denizin küçük bir yerinde yada sahilde oluşan süratli ve kuvvetli akıntı. 2)Yarış., i. irk, soy; dol, nesil; familya ozel tat, cesni (sarap). race riot irk ayrimindan meydana gelen catisma. race suicide bir kavmin kendi nufus sayisini oldugu gibi koruyamamasi., 1.yarış, 2.su akıntısı, 3.ç. at yarışı, 4.yarışmak, 5.çok hızlı gitmek, 6.çok hızlı götürmek, yetiştirmek, 7.yarışa sokmak, yarıştırmak, 8.(motor) fazla hızlı çalışmak, 9.ırk, 10.soy