İngilizce → Türkçe arama

Türkçe put yourself in other peoples shoes ne demek?

put yourself in other peoples shoes için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • put: koy, ATIŞ, açmak, ATMAK, hamle, koyma, SABİT, girmek, koşmak, koymak, KURMAK, SOKMAK, TIKMAK, yazmak, DENEMEK, SINAMAK, YATIRMA, atfetmek, BIRAKMAK, çıkarmak, FIRLATMA, geçirmek, indirmek, menetmek, saklamak, saldırış, söylemek, toplamak, YÜKLEMEK, zorlamak, bastırmak, düzeltmek, hamletmek, kaydetmek, neşretmek, reddetmek, söndürmek, HAREKETSİZ, PARA KOYMA, utandırmak, yayımlamak, geciktirmek, PARA KOYMAK, reddedilmek, şişmanlamak, YERLEŞTİRMEK, tercüme etmek, YATIRIM YAPMAK, ÇEVİRİSİNİ YAPMAK, koymak yerleştirmek, Gemi rotasını değiştirmek., 1.koymak, yerleştirmek, 2.açıklamak, ifade etmek, 3.çevirmek, tercüme etmek, 4.sormak, 5.yazmak, oymak, 6.(gülle, vb.) atmak, fırlatmak, 7.uydurmak, 8.para yatırmak, 9.bahis tutuşmak, 10.yapmak, etmek, yüklemek, koymak, 11.gitmek, ilerlemek, koşmak, 12.ön
  • yourself: kendini, kendiniz, bizzat siz, kendin, kendiniz, kendine, kendini, özün, özünüz, özüne, özünü, zam. (cog. -selves) kendiniz, kendin; kendi kendinize. be your self tabii olunuz. behave yourself. pull yourself together kendine gel.
  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
  • shoes: Ayakkabılar

Sözlük sonuçları

Aradığınız kelime bulunamadı

Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.

İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.