İngilizce → Türkçe arama
Türkçe oviposition; egg laying; lay (to) (eggs) ne demek?
oviposition; egg laying; lay (to) (eggs) için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- egg: BOMBA, tohum, taslak, TORPİDO, yumurta, 1.yumurta, KIŞKIRTMAK, EŞEK ŞAKASI, TAHRİK ETMEK, TEŞVİK ETMEK, (f)., (gen). on ile tahrik etmek, kiskirtmak, tesvik etmek., (f). pisirmeden once uzerine cirpilmis yumurta surmek; (A.B.D). (k).dili birinin kafasina curuk yumurta atmak.
- laying: n.yatıştırma:v.yatır:prep.yatırarak
- lay: HAL, ezgi, şiir, DURUM, duruş, KONUM, MEVKİ, nağme, ŞARKI, yatış, YATMA, DİNMEK, dizmek, KOYMAK, KURMAK, meslek, SERMEK, SUNMAK, YATMAK, yaymak, açılmak, ayırmak, SEVİŞME, vaziyet, emretmek, harcamak, SEVİŞMEK, toplamak, yatırmak, YÜKLEMEK, hamletmek, saldırmak, yakalamak, yüklenmek, HAZIRLAMAK, sergilemek, ŞARKI SÖZÜ, tasarlamak, yatıştırmak, YUMURTLAMAK, BAHSE GİRMEK, İLERİ SÜRMEK, YERLEŞTİRMEK, MESLEKTEN OLMAYAN, v.yatır:adj.mürit, durum koymak yatırmak, Duruş yönü (yüzey izleri), koymak, yatırmak, yatırmak, KOYMAK(bir şeyin üstüne), YATIRMAK, (i.) siir, sarki gazel; nagme, ezgi., bükme derecesine göre lif halat kalitesi, (s.) belirli meslekten olmayan, isin ehli olmayan; layik; papazdan baska butun halktan olan veya halka ait. lay reader (kil.) papaz olmayip ayinlerde bazi parcalari okuma yetkisi olan adam., (i.) durus, yatis, mevki; kazanc ustunden hisse; argo yol, meslek; bir halatin bukumu veya bukum tarzi. lay days (den.) yukleme ve bosaltma suresi. lay of the land etrafin hal ve sekli; durum, vaziyet., 1.yaymak, sermek, 2.koymak, 3.dizmek, yerleştirmek, 4.döşemek, 5.sürmek, değdirmek, 6.hazırlamak, 7.yumurtlamak, 8.yatıştırmak, 9.yüklemek, isnat etmek, 10.yatırmak, üstüne oynamak, 11.kab, arg. düzmek, sikmek, kaymak, 12.rahip sınıfından olmayan, 13.(huk
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- eggs: Yumurtalar