İngilizce → Türkçe arama
Türkçe not what it is cracked up to be ne demek?
not what it is cracked up to be için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
- what: ne, HANGİ, ne kadar, ne açıdan, her ne çeşit, her ne türlü, wh.ne| :q.ne, ne kadar müthiş, ne kadar önemli, ne kadar değerli, ne kadar şaşırtıcı, ne kadar göze çarpan, ne kadar dikkat çekici, ne kadar çok (şaşkınlık), bir şeyin tüm özellikleri, ne, nasıl, hangi, - for niçin
- it: o, ona, onu, pro.o:prob.onu, 1. o, 2. onu, 3. ona, 4. (oyunda) ebe, (zam.), (i.) o, onu, ona, (cinsiyet belirtmeyen zamirin 3. tekil sahsi); (i.) ebe (oyunlarda).
- is: ol, -dir, -dır, (bak.) be; as is (tic.) simdiki haliyle, oldugu gibi.
- cracked: KAÇIK, KIRIK, çatlak, ÇATLAMIŞ, v.çatla:adj.çatlak, çatlak, kaçık, üşütük, çatlak, k. dili kaçik, çatlak, deli
- up: DİK, ÖNDE, ARTIŞ, ÇIKIŞ, hazır, ileri, OLMUŞ, ÜSTÜN, AYAKTA, ÇIKMIŞ, KUZEYE, ÜMİTLİ, yukarı, yüksek, çalışır, ileride, kabarık, KEYİFLİ, OLMAKTA, tamamen, UYARICI, ARTIRMAK, yukarıda, YUKARIYA, TEPESİNDE, YÜKSELMİŞ, AYAKLANMIŞ, YÜKSELTMEK, YUKARI GİDEN, 1.YUKARI 2.DİKİNE 3.TÜMÜYLE, (onek) yukariya; ayaga; tamamen., f. (-upped, -upping) yukseltmek; k.dili. vermek. The girl up and slapped him Kiz onu tokatlayiverdi., 1. (yol) onarımda, 2. yukarıya, 3. yukarıda, yüksekte, 4. (edat) yukarısında, yukarısına, yukarıya, 5. artırmak, yükseltmek
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- be: ol, OLMAK, sanki, DURMAK, BULUNMAK, MAL OLMAK, var olmak, mevcut olmak, ANLAMINA GELMEK, (kis)., (kim). berylium berilyum., 1. var olmak, bulunmak, 2. -dir, -dır, 3. -di, -dı, onek hakkinda, etrafinda veya tamamen anlamlarini veren ve cogu zaman gecissiz fiillerden, isimlerden ve bazen de sifatlardan gecisli fiiller yapan bir ek: begrudge, befriend, belittle.