İngilizce → Türkçe arama
Türkçe not too much to say ne demek?
not too much to say için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
- too: DE, ÇOK, DAHİ, FAZLA, ilâveten, 1.ÇOK 2....DE ...DA EKİ, adv.aynı zamanda:adj.fazla, 1.(gereğinden) çok, fazla, aşırı, 2.de, da, dahi, ayrıca, 3.öyle, öyle yahu, z. fazla, luzumundan fazla, hadden ziyade; de, dahi, ilaveten, ek olarak, hem de. Too bad! Vah vah! I am too going. Ne yaparsan yap, gidecegim. This has gone too far. Bu mesele sikti artik.
- much: çok, PEK, ÇOKÇA, FAZLA, HAYLİ, ÇOK ŞEY, FAZLACA, önemli şey, ÇOK (miktarca), sayılamayanlar için ne kadar, 1.çok, köp, 2.hemen hemen, birçok yönden, 3.pek, 4.çok, fazla, s. (more, most) z.,i. cok, fazla, hayli;,z. cokca, fazla derecede; hemen hemen; i. cok sey, cok miktarda sey; onemli sey. make much of cok onem vermek, klymet vermek.
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- say: LAF, say, SÖZ, demek, söyle, SON SÖZ, söylemek, BİLDİRMEK, FARZETMEK, VARSAYMAK, denilen şey, ETMEK (DUA), TEKRARLAMAK, OKUMAK (DUA), DEMEK, SÖYLEMEK, 1.demek, söylemek, 2.okumak, 3.varsaymak, farzetmek, tutmak, 4.söz söyleme/karar verme hakkı/ gücü, söz sahibi olma