İngilizce → Türkçe arama
Türkçe not the other way round ne demek?
not the other way round için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
- way: hal, huy, yan, yer, yol, YÖN, adet, çare, TARZ, USUL, BAKIM, cihet, DURUM, gidiş, halet, husus, kayıp, TARAF, tarik, itiyat, MESAFE, vasıta, yolsuz, YÖNTEM, GELENEK, GİDİŞAT, başarmak, DAVRANIŞ, ilerleme, İŞ ALANI, uygunsuz, yol, tarik, münasebetsiz, YAPILIŞ ŞEKLİ, DAVRANIŞ TARZI, YOL, ROTA, YÖN, iyi geçinebilme, (bir şeyi) iyi yapabilme, 1) Yol 2) Yordam, usul, tarz, canı istediği gibi hareket etme, bir şeyi istediği gibi yapabilme, 1.yol, yön, taraf, mesafe, 2.uzakta, uzak mesafede
- round: çok, TAM, top, TUR, AÇIK, atış, atik, DİZİ, sıra, BÜTÜN, çabuk, DAİRE, devir, DİLİM, HALKA, hayli, kanon, KESİN, posta, RAUND, sefer, TUFAN, açıkça, ÇEMBER, dolgun, DÖNMEK, OKKALI, BOYUNCA, değirmi, KÜRESEL, YAKINDA, bitirmek, dolaşmak, ETRAFINA, HAKKINDA, KESİRSİZ, ŞİDDETLİ, toparlak, toplamak, yuvarlak, ÇEPEÇEVRE, doldurmak, ETRAFINDA, YAKININDA, ÇEKİNMEDEN, ÇEVRESİNDE, yuvarlamak, Nuar, tranş, ÖBÜR TARAFA, şişmanlamak, TOP ŞEKLİNDE, tüm yönlerde, YAYLIM ATEŞİ, YUVARLAK ŞEY, yuvarlaklaşmak, ETRAFINI SARMAK, ETRAFINDA DÖNMEK, ETRAFINI DOLAŞMAK, v.yuvarla:n.raund, yuvarlaklaştırmak, yuvarlak, yuvarlamak, yuvarlak toparlak daire, v.yuvarlaklaş:adj.yuvarlak, BİRBİRİ ARDINA YAPILAN ŞEYLER, Yuvarlak; Halka biçimli; Dairesel, (grup üyelerine aynı anda ikram edilen) likör, Bir şamadırayı,burnu yada sabit bir cismi uzaklığı ayni tutarak dönmek.Devren bordalamak., z., (edat) etrafa, etrafinda; devrederek, donup dolasarak; civarinda; (edat) cevresine, etrafina, etrafinda; her yonden; ileri geri., 1.yuvarlak, 2.yuvarlak, toparlak, top gibi, 3.aksi yöne, aksi yönde, 4.bir daire şeklinde hareket ederek, başlangıç noktasına dönerek, 5.daha uzun bir yoldan, dolaşarak, 6.birisinin bulunduğu yere, 7.civarda, 8.etrafında, çevresinde, çevresine, 9.-e sapar