İngilizce → Türkçe arama

Türkçe not just another pretty face ne demek?

not just another pretty face için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
  • just: İYİ, NET, TAM, ADİL, SADE, ancak, DOĞRU, HAKLI, hemen, HENÜZ, MAKUL, şimdi, adalet, BERRAK, DÜRÜST, SADECE, YALNIZ, AZ ÖNCE, İNSAFLI, YERİNDE, YİNE DE, adaletli, doğruluk, haklılık, haktanır, KIL PAYI, MANTIKLI, YALNIZCA, AZ KALSIN, dürüstlük, neredeyse, biraz önce, bak. joust., TAM ANLAMIYLA, TEK KELİMEYLE, 1.YALNIZ 2.HEMEN ŞİMDİ, 1.adil, doğru, dürüst, 2.tam, tastamam, 3.anca, darı darına, güç bela, zar zor, 4.sadece, yalnızca, s. dogru, haktanir, hakli, adil; tam. the just iyiler (din edebiyati). justly z. adaletle, hakli olarak. justness i. hak; hak ve adalete uygunluk, haklilik, adalet; dogruluk, durustluk.
  • another: AYRI, ÖBÜR, sair, başka, diğer, FARKLI, DİĞER, BİR BAŞKA, başka, diğeri, öbürü, bir başkası, başkası, başka birisi, (s).,(zam.) baska, ayri, diger, sair, obur; zam. bir daha, baska, ayni. one after another birbiri arkasindan , sira ile. one another birbirini, yekdigerini.You're anotherl Sen del
  • pretty: âlâ, ÇOK, HOŞ, iyi, CİCİ, GÜZEL, HAYLİ, ZARİF, BAYAĞI, EPEYCE, oldukça, sevimli, 1.SEVİMLİ 2.OLDUKÇA, güzel sevimli oldukça hayli, 1.hoş, güzel, çekici, tatlı, sevimli, 2.iyi, 3.bir hayli, oldukça, epey
  • face: ÖN, EDA, HAL, üst, yüz, ONUR, sima, BİÇİM, CEPHE, çehre, düzey, satıh, surat, ŞEKİL, TAVIR, BAKMAK, DÖNMEK, İTİBAR, KADRAN, ÖN YÜZ, GÖRÜNÜŞ, KAPLAMAK, ön taraf, YÖNELMEK, alın, yüz, KATLANMAK, küstahlık, ÜST TARAF, ASTARLAMAK, GÖZE ALMAK, karşılamak, KARŞI OLMAK, GÖĞÜS GERMEK, KARŞI ÇIKMAK, KARŞI KOYMAK, RESİMLİ TARAF, v.bak:n.yüzey, v.yüzyüze gel:n.yüz, KARŞI KARŞIYA GELMEK, 1) Yüzey; 2) Yüz; 3) Alın(madencilik), bir nesnenin en önemli veya belirgin yüzü, 1.YÜZ, SURAT 2.KARŞISINA ÇIKMAK, BAŞINA GELMEK, 1.yüz, surat, çehre, 2.görünüş, şekil, 3.dış görünüş, 4.itibar, saygınlık, şeref, 5.bakmak, karşı karşıya olmak, 6.karşılamak, karşı karşıya gelmek, göğüs germek, 7.örtmek, sıvamak, kaplamak

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli