İngilizce → Türkçe arama

Türkçe not have a leg to stand on ne demek?

not have a leg to stand on için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
  • have: he, HİLE, ALMAK, ETMEK, OLMAK, saymak, tutmak, YAPMAK, ÜÇKÂĞIT, ALDATMAK, BULUNMAK, ettirmek, sahip ol, ELDE ETMEK, GÖZ YUMMAK, devam etmek, DOLANDIRMAK, KABUL ETMEK, SAHİP OLMAK, ZORUNDA OLMAK, VARLIKLI KİMSE, ilişki içinde olmak, eşlik eden olaylarla ilgili olmak, had, hav.ing) kuraldisi çekimleri: simdiki zaman ı, you, we, they have, 1.(yardımcı fiil), 2.(have got), -si olmak, 3.almak, 4.yapmak, 5.yemek, içmek, 6.izin vermek, 7.doğurmak, 8.davet etmek, çağırmak, 9.(rüya) görmek, 10.geçirmek, 11.karşılaşmak
  • leg: BUT, ayak, ETAP, bacak, RAUND, KOŞMAK, legato, Bacak, but, HIZLI YÜRÜMEK, AYAK (MASA VS.), Bacak, baldır (tıp), ÜÇGENİN TABAN OLMAYAN KENARI, kis. legal, legato, legislature., Dikiş yapılırken halatın açılan kolu, f. (-ged, -ging) gen. it ile, k.dili yurumek, kosmak., 1.(hayvanlarda) but, 2.bacak, 3.(giysi) bacağı örten bölüm, bacak, 4.(eşya) ayak, bacak, 5.bölüm
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • stand: HAL, YER, AYAK, DURAK, DURUM, DURUŞ, KÜRSÜ, olmak, SEHPA, uymak, çekmek, çıkmaz, dikmek, DURMAK, KALMAK, TEZGÂH, TRİBÜN, AYAKLIK, DAYANMA, DİRENME, İŞ YERİ, işporta, kalkmak, BULUNMAK, ÇEKİLMEK, DAYANMAK, DİKİLMEK, DİRENMEK, KATLANMA, doğrulmak, durdurmak, KATLANMAK, portmanto, ÜSTLENMEK, ISMARLAMAK, KANITLAMAK, DESTEKLEMEK, DEVAM ETMEK, GÖĞÜS GERMEK, KARŞI KOYMAK, Aksam krikosu, AYAĞA KALKMAK, AYAKTA DURMAK, SİNEYE ÇEKMEK, v.dur:n.tutum, AYAKLI ASKILIK, İHTİYAÇ DUYMAK, olmak (bir yerde), ORMANDA YETİŞEN AĞAÇ, (teklif) geçerli olmak, Tezgah, sehpa, ayak (hadde); hadde ayağı, mesnet, 1.AYAKTA DURMAK,BULUNMAK 2.STAND IN-DUBLÖRLÜK YAPMAK, 1.ayakta durmak, dikelmek, 2.(ayağa) kalkmak, 3.dikeltmek, 4.durmak, kalmak, 5.durma, duruş, mola, 6.yer, mevki, 7.durak, 8.direnme, direniş, mukavemet, 9.satış sergisi, 10.tezgâh, 11.işyeri, mağaza, dükkân, 12.ayak, destek, sehpa, 13.tribün, 14.mahkemede
  • on: de, İLE, açık, BERİ, için, HAZIR, YANIK, makbul, DEVREDE, ileride, SAHNEDE, ÜSTÜNDE, yanında, YÖNÜNDE, DURMADAN, -E DOĞRU, hakkında, ÜZERİNDE, zarfında, aralıksız, CİVARINDA, kenarında, ÇAKIRKEYİF, ÇALIŞMAKTA, daha sonra, OLMAKTA OLAN, açık, çalışır, GİYMİŞ OLARAK, SÜREKLİ OLARAK, ÜSTÜNDE (GİYSİ), DEVAM ETMEKTE OLAN, 1. aralıksız, durmadan, 2. ileri, 3. giymiş, üzerinde, 4. aralıksız, durmadan, 5. ileri, 6. ileriye, 7. giymiş, 8. (edat) üstün(d)e, 9. üzerin(d)e, 10. yanında

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli