İngilizce → Türkçe arama

Türkçe mean high water springs (mhws) ne demek?

mean high water springs (mhws) için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • mean: ADİ, güç, ZOR, ORTA, alçak, aşağı, CİMRİ, HASİS, pinti, rezil, vasat, bayağı, HUYSUZ, kurmak, yoksul, UTANGAÇ, AHLAKSIZ, ahlâksız, AŞAĞILIK, cimrilik, değersiz, düşünmek, ELİ SIKI, KEYİFSİZ, KILIKSIZ, ORANTILI, Ortalama, KASTETMEK, tehlikeli, orta nokta, TASARLAMAK, demek olmak, İFADE ETMEK, NİYET ETMEK, önemli olmak, demek istemek, DEMEYE GELMEK, ANLAMINA GELMEK, (budizm'de) orta yol, Ortalama, orta, vasat, v.anlamına gel:n.anlam, v.anlamına gel:n.ortalama, niyet etmek, kurmak, düşünmek, 1.ANLAMINA GELMEK,İSTEMEK,PLANLAMAK 2.CİMRİ, orta noktada veya orta noktanın yakınında olan şey, iki uç arasında yer alan şey (yer, zaman, sayı ve derece olarak), aşırılık ve yetersizlik arasında olan ve ölçülülüğü temsil eden şey, 1.pinti, cimri, 2.kaba, çirkin, 3.huysuz, haşin, 4.adi, bayağı, alçak, acımasız, 5.anlamına gelmek, demek olmak, 6.demek istemek, kastetmek, 7.istemek, niyet etmek, 8.aritmetik ortalama, s. orta, vasat;vasati, ortalama; mat. orantili. mean distance ortalama mesafe. mean pressure ortalama basinc. mean time vasati gunes saati. Greenwich mean time Greenwich ortalama gunes saati., i. iki seyin ortasi, vasat, orta; ilimlik; mat. ortalama nicelik; istatistikte gozlem sonucu ortalama deger; man. orta terim; bak. means the golden mean her seyin karari, ikisi ortasi, ideal olan sey.
  • high: baş, ağır, asil, sert, necip, pikap, coşkun, mağrur, pahalı, kibirli, azametli, direnmek, kabarmak, muhteşem, şiddetli, öfkelenmek, büyük vites, adv.yükseğe:adj.yüksek, diğer medeniyetlerden üstün, toplumlar arasında önde gelen, (i). barometrenin yuksek oldugu bolge; argo esrar tesiri altinda olma. on high gokte, semada., 1.yüksek, 2.yüce, ulu, hayranlık uyandırıcı, yüksek, 3.(zaman) tam, 4.(yiyecek) bayat, 5.sarhoş, 6.uyuşturucu etkisi altında, uçmuş, uçuşta, 7.yükseğe, yüksekte, 8.yüksek nokta, yüksek derece, doruk, 9.büyük heyecan, coşku, mutluluk, 10.yüksek yer
  • water: su, göl, sel, son, hare, inme, saka, SIVI, baraj, deniz, etene, gölek, gölet, koyak, nehir, SULAR, gölcük, KALİTE, sarnıç, kabarma, SULAMAK, ISLATMAK, SU ALMAK, SULANMAK, SULUBOYA, suvarmak, YAŞARMAK, HÂRELEMEK, SU KATMAK, SU VERMEK, KARASULARI, HAFİFLETMEK, mükemmellik, SU, SULAMAK, SULANDIRMAK, v.sula:n.su, KAPLICA SUYU, SU BİRİKİNTİSİ, su, sulamak, sulandırmak, kedi köpek vb'ne su vermek, 1.su, 2.sulamak, 3.ağız sulanmak, göz sulanmak
  • springs: yay gibi fırlamak, Yaylar ve yay yaprakları

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli