İngilizce → Türkçe arama
Türkçe let me put you through to the relevant department ne demek?
let me put you through to the relevant department için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- let: LET, ENGEL, VERMEK, BIRAKMAK, izin ver, gevşetmek, koyvermek, koyuvermek, İHALE ETMEK, İZİN VERMEK, KİRAYA VERME, KİRAYA VERMEK, MEYDAN VERMEK, müsaade etmek, SES ÇIKARMAMAK, KİRAYA VERİLMEK, KİRAYA VERİLMİŞ MÜLK, izin vermek, müsaade etmek, TENİSTE YENİDEN SERVİS ATMA NEDENİ, sonek -cik, kucultme ifade eder: kinglet kralcik., 1.izin vermek, bırakmak, 2.-meli, -malı, -ecek, -sin, 3.İİ. (to/out ile), kiralamak, i., eski mania, engel; tenis oyuna baslarken topun hafifce aga dokunarak gecmesi, let. without let or hindrance hic bir engelle karsilasmadan.
- me: bana, beni, bana göre, BANA, BEN, ben kavramı, kis. Maine., bana kalırsa, 1. beni, 2. bana, 3. ben, zam., bak. I, beni, bana. Ah me ! Aman, aman!. Dear me! Olur sey degil!, ayrı ve kişisel bir bireyselliğe sahip olan veya bu bireyselliğin farkında olan kimse
- put: koy, ATIŞ, açmak, ATMAK, hamle, koyma, SABİT, girmek, koşmak, koymak, KURMAK, SOKMAK, TIKMAK, yazmak, DENEMEK, SINAMAK, YATIRMA, atfetmek, BIRAKMAK, çıkarmak, FIRLATMA, geçirmek, indirmek, menetmek, saklamak, saldırış, söylemek, toplamak, YÜKLEMEK, zorlamak, bastırmak, düzeltmek, hamletmek, kaydetmek, neşretmek, reddetmek, söndürmek, HAREKETSİZ, PARA KOYMA, utandırmak, yayımlamak, geciktirmek, PARA KOYMAK, reddedilmek, şişmanlamak, YERLEŞTİRMEK, tercüme etmek, YATIRIM YAPMAK, ÇEVİRİSİNİ YAPMAK, koymak yerleştirmek, Gemi rotasını değiştirmek., 1.koymak, yerleştirmek, 2.açıklamak, ifade etmek, 3.çevirmek, tercüme etmek, 4.sormak, 5.yazmak, oymak, 6.(gülle, vb.) atmak, fırlatmak, 7.uydurmak, 8.para yatırmak, 9.bahis tutuşmak, 10.yapmak, etmek, yüklemek, koymak, 11.gitmek, ilerlemek, koşmak, 12.ön
- you: sen, siz, seni, 1.sen, siz, 2.seni, sizi, 3.sana, size, zam. siz, sizler, sen; seni, size. what's it to you? sana ne?
- through: DOĞRU, DİREKT, boyunca, DOĞRUCA, içinden, TAMAMEN, yolu ile, ARASINDAN, bu sayede, SAYESİNDE, KESİNTİSİZ, BAŞTAN BAŞA, BAŞTAN SONA, her yanında, vasıtası ile, BİR UÇTAN BİR UCA, İÇİNDEN, BAŞTAN SONA, Tümüyle, baştan başa, başından sonuna kadar, arasında (bir gürültünün), arasından, içinden, bir yandan öbür yana, baştan başa, bitirmiş, 1.-den geçerek, içinden, arasından, 2.yoluyla, sayesinde, aracılığıyla, 3.yüzünden, nedeniyle, sayesinde, 4.her yanında, orasında burasında, her yanına, 5.başından sonuna dek, 6.süresince, 7.içeriye, 8.başından sonuna kadar, 9.başarılı bir sonuca, 10.sonu
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- relevant: ilgi, UYGUN, ilgili, ALÂKALI, anlamlı, uygunluk, konuyla ilgili, KONU İLE İLGİLİ, konu ile alakalı, konu ile ilişkili, güncel konularla ilgili, uygun, münasebeti olan, alâkalı, ilgili, s. uygun, munasebeti olan, alakali, ilgili. relevance, relevancy i. munasebet, ilgi, alaka, uygunluk.
- department: kol, ŞUBE, BÖLGE, bölüm, DAİRE, vekâlet, BAKANLIK, DEPARTMAN, BÖLÜM;DEPARTMAN, 1) Bölüm 2) Şube, daire, kısım bölüm şube, daire, kol, 1.kısım, bölüm, reyon, şube, daire, kol, (i). kisim bolum sube, daire, kol; vekalet, bakanlik .departmentstore her seyi satan buyuk magaza, bonmarse. departmen'tal (s). kisimlara ait; bolume ait, daireye ait. departmen'talize (f). subelendirmek.