İngilizce → Türkçe arama

Türkçe i dont know how to say this without sounding rude but ne demek?

i dont know how to say this without sounding rude but için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • know: bil, bilgi, bilmek, seçmek, TATMAK, TANIMAK, FARKETMEK, ezberlemek, aşina olmak, AYIRT ETMEK, seks yapmak, haberdar olmak, İLİŞKİSİ OLMAK, BAŞINDAN GEÇMEK, 1.bilmek, 2.tanımak, 3.görmek, geçirmek, yaşamak, çekmek, (i.) bilgi, malumat. be in the know malumati olmak, gizli bir seyden haberi olmak.
  • how: NE, nasıl, niçin, YÖNTEM, NEREDEN, ne denli, ne kadar, ne alemde, nasıl yani, NE DURUMDA, YAPMA YÖNTEMİ, 1.nasıl, 2.ne kadar, 3.ne kadar, nasıl da, 4.hangi yolla, nasıl
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • say: LAF, say, SÖZ, demek, söyle, SON SÖZ, söylemek, BİLDİRMEK, FARZETMEK, VARSAYMAK, denilen şey, ETMEK (DUA), TEKRARLAMAK, OKUMAK (DUA), DEMEK, SÖYLEMEK, 1.demek, söylemek, 2.okumak, 3.varsaymak, farzetmek, tutmak, 4.söz söyleme/karar verme hakkı/ gücü, söz sahibi olma
  • this: şu, bu derece, 1.bu, 2.bu kadar, böylesine, bir serinin veya çiftin genellikle ilk üyesi, zam. (cog. these)., s., z. bu, su; z. bu kadar, boyle. this and that ivir zivir; abur cubur. this'away z., leh. boyle, soyle. It was like this. Boyleydi soyle oldu. It was Susan this and Susan that Suzan asagi, Suzan yukari.
  • without: -siz, hariç, onsuz, o olmadan, SAHİP OLMAYARAK, YANINDA OLMADAN, (edat), z., i. -siz, -meyerek, -meden, -meksizin, haric; disinda; z. disarida; i. dis. without fear korkusuz. without taxes vergiler haric. without thinking dusunmeden, gayri ihtiyari. do without, go without -siz olmak; yetinmek. times without number defa
  • sounding: sondaj, 1.sondaj, iskandil, 2.çınlayan, tınlayan, i. iskandil etme, derinligini yoklama, sondaj; cog. iskandil edilen suyun derinligi. sounding line iskandil ipi veya teli.
  • rude: HAM, kaba, sert, acemi, CAHİL, HAŞİN, İLKEL, GÜRBÜZ, HANTAL, EDEPSİZ, ENGEBELİ, görgüsüz, kuvvetli, SAYGISIZ, şiddetli, TÜMSEKLİ, BET (SES), KABA SABA, BECERİKSİZ, İŞLENMEMİŞ, KABATASLAK, NEZAKETSİZ, SAPASAĞLAM, TERBİYESİZ, VAHŞİ (BÖLGE), kaba terbiyesiz, KABACA YAPILMIŞ, KULAĞI TIRMALAYAN, 1.terbiyesiz, inceliksiz, kaba, 2.sert, şiddetli, 3.kabaca yapılmış, kabasaba, kabataslak, 4.ilkel, cahil, 5.işlenmemiş, ham, doğal, 6.ayıp, müstehcen, s. kaba; sert, siddetli; terbiyesiz, edepsiz; kaba saba, yontulmamis, inceliksiz; acemi, ustaliksiz; gurbuz, kuvvetli; vahsi. rude'ly z. kabaca; sertce. rude'ness i. kabalik.
  • but: ki, ama, ancak, fakat, İTİRAZ, SADECE, YALNIZCA, ne var ki, HİÇ OLMAZSA, 1.ama, 2.ama, ancak, 3.ki, 4.-den başka

Sözlük sonuçları

Aradığınız kelime bulunamadı

Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.

İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.