İngilizce → Türkçe arama

Türkçe he that would eat the kernel must crack the nut ne demek?

he that would eat the kernel must crack the nut için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • he: o, iri, ERKEK, nesne, o (erkek), (zam.) (cog. they) (s.), (i.) (iyelik hali, tek. his, (cog.) their, theirs; nesne, (tek.) him, (cog.) them) o, kendisi, kimse (erkek); (s.), iri; he- erkek; (i.) (cog. hes) erkek.
  • that: o, Şu, diye, öyle, ÖTEKİ, O KADAR, BU KADAR, baglac ki, diye. in that mademki. O that... Keske..., 1.adl. şu, o, 2.o kadar, öylesine, 3.ki, -dığı(nı), -diği(ni), 4.ki o, -en, -an, 5.ki onu, ki ona, -dığı, -diği
  • would: istemek, ecek, ecekti, istedi, 1.-cekti, -caktı, 2.-ecek, -acak
  • eat: ye, YEMEK, KEMİRMEK, TÜKETMEK, AŞINDIRMAK, YEMEK YEMEK, İÇMEK (ÇORBA), Yemek ( fiil ), 1.yemek, yemek yemek, 2.(away/into ile) çürütmek, aşındırmak, kemirmek, yemek
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • kernel: iç, ÖZ, esas, TANE, cevher, çekirdek, Çekirdek içi, çekirdek, sistem çekirdeği, 1.çekirdek, çekirdek içi, 2.esas, öz, i. tahil tanesi; cekirdek ici; ic; oz, cevher, esas, ruh kernel(l)ed s. icli,ozlu. kernelly s. icle dolu, ice benzer, ic ile ilgili.
  • must: meli, şart, ŞIRA, KÜFLÜLÜK, zorunluk, i., sira., KIZGINLIK, GEREKLİLİK, KIZGIN FİL, KÜF KOKUSU, ZORUNLULUK, KIZMIŞ (FİL), i. kufluluk; kuf kokusu., s., i. kizmis (erkek fil veya deve); i. kizginlik; kizgin fil., 1.(zorunluluk, gereklilik belirtir) -meli, -malı, 2.(tahmin belirtir) -meli, -malı, 3.gerekli şey, yapılması gereken şey
  • crack: AS, ÖZÜR, ESPRİ, VURUŞ, yarık, ARALIK, çatlak, ÇÖKMEK, delice, DENEME, KIRMAK, yarmak, ÇATIRTI, PATLAMA, ŞAKLAMA, çatlamak, kırılmak, PATLAMAK, YARILMAK, zorlamak, ÇATLATMAK, ŞAKLATMAK, ÇATIRDAMAK, ÇENE ÇALMA, ÇATIRDATMAK, Saç çatlaması, çok kısa zaman, Kemik çatlaması., v.çatla:n.çatlak, BİRİNCİ SINIF ŞEY, ÇATALLAŞMAK (SES), çatlak yarık kırmak yarmak, 1.çatlamak, 2.çatlatmak, 3.şaklamak, 4.şaklatmak, 5.vurmak, çarpmak, 6.çarptırmak, 7.(up ile) (güçlüklere) boyun eğmek, bitmek, tükenmek, 8.(espri, fıkra, vb.) patlatmak, 9.şifresini, sırrını çözmek, keşfetmek, 10.başarılı, usta, yetenekli, 11.çatlak, 12.
  • nut: baş, KAFA, KAÇIK, somun, ÇATLAK, ÇILGIN, kuru yemiş, SAP (ÇALGI), KABUKLU YEMİŞ, CEVİZ TOPLAMAK, fındık ceviz vida, 1) Somun 2) Fındık, ceviz gibi kabuklu yemiş, 1.KURUYEMİŞ (fındık v.b) 2.SOMUN, 1.fındık, 2.ceviz, 3.vida somunu, 4.çatlak, kaçık, üşütük, 5.düşkün, hayran, hasta, 6.kafa, baş, 7.kab, taşak

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli