İngilizce → Türkçe arama
Türkçe go from bad to worse ne demek?
go from bad to worse için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- go: git, faal, GÜDÜ, MODA, GİDİŞ, GİTME, hamle, HAZIR, OLMAK, ÖLMEK, sefer, UYMAK, aramak, BARDAK, BAŞARI, DENEME, denmek, düşmek, enerji, GAYRET, GEÇMEK, GİRMEK, gitmek, kuvvet, sarmak, sönmek, uyumak, azalmak, erişmek, GİRİŞİM, İŞLEMEK, müsaade, serbest, TUTULMA, ulaşmak, uzanmak, ayrılmak, BAŞLAMAK, çalışmak, dayanmak, fırlamak, gezinmek, kesilmek, KOYULMAK, satılmak, sayılmak, teşebbüs, TÜKENMEK, YAPILMAK, yaraşmak, YAYILMAK, yenilmek, yıkılmak, yutulmak, ilerlemek, incelemek, KAYBOLMAK, söylenmek, yok olmak, yükselmek, devam etmek, devrolunmak, kaldırılmak, SONUÇLANMAK, tekrarlamak, BAHSE GİRMEK, HALİNE GELMEK, hareket etmek, İDDİAYA GİRMEK, devam etme izni, -e kadar büyümek, yetkiye sahip olmak, yeri belirli bir yer olmak, (belirli noktaya kadar) sürdürmek, göstermek (saat belirli bir zamanı), (belirli durumda) olmaya devam etmek, i. Japonya'da oynanan bir cesit satranc., 1. canlılık, enerji, 2. deneme, girişim, 3. gitme, gayret, 4. gitmek, 5. ilerlemek, iş görmek, 6. kaybolmak
- from: dan, den, BERİ, İTİBAREN, YÜZÜNDEN, (...DEN, ...DAN) EKİ, 1.--dan, 2.itibaren, -den beri, -den bu yana, 3.nedeniyle, yüzünden, -den ötürü, 4.-den, -dan, edat den, dan, den dolayi. from above yukaridan, gokten. from childhood cocukluktan beri. from ten to twenty ondan yirmiye kadar, on ile yirmi arasinda. as from -dan baslayarak, itibaren.
- bad: KEM, FENA, kötü, SERT, BOZUK, ÇÜRÜK, hasta, nahoş, SAHTE, YIKIM, ZARAR, BERBAT, KOKMUŞ, pişman, YANLIŞ, kusurlu, KÜFÜRLÜ, zararlı, değersiz, geçersiz, keyifsiz, KOKUŞMUŞ, RAHATSIZ, şiddetli, müteessir, kifayetsiz, PERİŞANLIK, ŞANSSIZLIK, TERBİYESİZ, 1.kötü, 2.bozuk, çürük, 3.geçersiz, 4.yaramaz, 5.ahlaksız, 6.zararlı, 7.sağlıksız, 8.mutsuz, neşesiz, 9.ciddi, sert, şiddetli, 10.talihsiz, 11.yanlış, hatalı, bozuk, 12.(para) sahte, değersiz, 13.(dil) kaba
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- worse: KÖTÜ, BETER, DAHA FENA, DAHA KÖTÜ, DAHA KÖTÜSÜ, DAHA DA KÖTÜSÜ, adv.daha kötü:adj.daha kötü, daha yüksek dereceli kötülük, daha yüksek dereceli hastalık, daha çok, daha kötü, daha kötü şey, daha hasta, daha fena, daha kötü worsen fenalaşmak worse, worst, s., z., i. daha fena, daha kotu, beter; daha hasta, z. daha fena bir sekilde; i. daha fena sey, beteri; kotu durum. He got worse. Hastaligi agirlasti. It got worse and worse. Gittikce daha kotu bir hal aldi. It will be the worse for him. Kendisi icin kotu