İngilizce → Türkçe arama
Türkçe from head to foot ne demek?
from head to foot için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- from: dan, den, BERİ, İTİBAREN, YÜZÜNDEN, (...DEN, ...DAN) EKİ, 1.--dan, 2.itibaren, -den beri, -den bu yana, 3.nedeniyle, yüzünden, -den ötürü, 4.-den, -dan, edat den, dan, den dolayi. from above yukaridan, gokten. from childhood cocukluktan beri. from ten to twenty ondan yirmiye kadar, on ile yirmi arasinda. as from -dan baslayarak, itibaren.
- head: ANA, baş, ŞEF, AKIL, kafa, KİŞİ, KONU, REİS, TEPE, TURA, başak, doruk, fıkra, göbek, i.Baş, KELLE, KÖPÜK, LİDER, madde, MÜDÜR, önder, pruva, ZİRVE, BAŞKAN, geçmek, GİTMEK, KAYMAK, kaynak, manşet, şahika, BAŞTAKİ, ön taraf, UÇ KISIM, yönelmek, YÖNETİCİ, YÖNETMEK, baş taraf, BAŞ, KAFA, KİŞİ BAŞI, KULLANMAK, oral seks, yöneltmek, yüznumara, BAŞ VERMEK, PINAR BAŞI, BAŞI ÇEKMEK, OLGUNLAŞMAK, en önemli uç, KONU BAŞLIĞI, YÖNLENDİRMEK, BAŞINDA OLMAK, BAŞ İLE İLGİLİ, v.başı çek:n.baş, Basma yüksekliği, düşü, 1) Kafa 2) Sıvı metal basıncı, gemi tuvaletlerine verilen isim, Baş. Damıtma işleminde önden alınan baş mahsul, insan veya hayvan başına göre uzunluk veya yükseklik, 1)Gemi başı,pruva. 2)Tuvalet,hela. 3)Bayrağın uçkurluk yakası., (s.) bas, basta olan; basa ait. head sea (den.), bas denizleri, onden gelen dalgalar., 1.baş, kafa, 2.baş, baş taraf, 3.akıl, beyin, kafa, 4.lider, başkan, baş, 5.üst kısım, ön taraf, baş, 6.metal paranın resimli yüzü, tura, 7.su, buhar basıncı, 8.başında olmak, başı çekmek, 9.sorumlu olmak, yönetmek, baş olmak, 10.bir yöne doğru hareket et
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- foot: alt, DİP, son, ADIM, ayak, kadem, gitmek, ÖDEMEK, PİYADE, oynamak, ÇIKARMAK, ETEK (DAĞ), HESAPLAMAK, PİYADE BİRLİĞİ, 1)Kadem, ayak -;2)Ayak (cam, sandalye), 1.ayak, 2.bir şeyin aşağı kısmı, alt, dip, etek, 3.ayak, 30 cm. lik uzunluk ölçüsü, 4.(hesabı) ödemek, (f). yaya yurumek, dans etmek, oynamak; (gen). up ile yekununu cikarmak; odemek; gitmek; yol almak, seyretmek (gemi). foot a measure dans etmek. foot it yaya gitmek. foot the bill hesabi odemek.