İngilizce → Türkçe arama
Türkçe eat, drink, and be merry, for tomorrow we die ne demek?
eat, drink, and be merry, for tomorrow we die için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- eat: ye, YEMEK, KEMİRMEK, TÜKETMEK, AŞINDIRMAK, YEMEK YEMEK, İÇMEK (ÇORBA), Yemek ( fiil ), 1.yemek, yemek yemek, 2.(away/into ile) çürütmek, aşındırmak, kemirmek, yemek
- drink: içki, deniz, içmek, içecek, yutmak, v.iç:n.içecek, bir içimlik miktar, 1.içmek, 2.içki içmek, 3.(in ile) içinde hissetmek, 4.(to ile) sağlığına/başarısına, vb. içmek, 5.içilecek şey, içecek, 6.(alkollü) içki, 7.içki düşkünlüğü, içki içme, (f). (drank, drunk) icmek, alkollu icki icmek; yutmak, cekmek aImak kana kana icmek; serefe kadeh kaldirmak; in ile zevk duyarak doya doya seyretmek veya dinlemek; to ile serefine icmek. drinker (i). icki icen kimse; ayyas veya sarhos kimse.
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- be: ol, OLMAK, sanki, DURMAK, BULUNMAK, MAL OLMAK, var olmak, mevcut olmak, ANLAMINA GELMEK, (kis)., (kim). berylium berilyum., 1. var olmak, bulunmak, 2. -dir, -dır, 3. -di, -dı, onek hakkinda, etrafinda veya tamamen anlamlarini veren ve cogu zaman gecissiz fiillerden, isimlerden ve bazen de sifatlardan gecisli fiiller yapan bir ek: begrudge, befriend, belittle.
- merry: şen, canlı, keyif, MUTLU, neşeli, KEYİFLİ, 1.neşeli, şen, güleç, keyifli, 2.İİ, çakırkeyif, kafası kıyak, s. sen, keyifli, neseli, canli; nese verici, keyiflendirici. make merry cumbus yapmak, eglenmek. merrily z. neseyle, merriness i. nese, keyif.
- for: dair, GÖRE, için, DOĞRU, KARŞI, tıpkı, UYGUN, DOLAYI, sevmek, uğruna, yerine, dünyada, özlemek, YARAYAN, YÖNÜNDE, AMACIYLA, NEDENİYLE, n.için-t. den beri, (kis). foreign, forestry., 1.için, 2.süresince, zarfında, -dır, 3.uğruna, için, 4.yerine, namına, adına, için, 5.yerine, karşılığında, 6.-den dolayı, yüzünden, nedeniyle, 7.-e uygun, -e elverişli, 8.şerefine, 9.-e göre, 10.-e rağmen, 11.olarak, diye, 12.-e karşı, 13.çünkü, zira
- tomorrow: yarın, z., i. yarin.
- we: biz, zam. biz, bak. I., (bir çocuğu ikna ederken kullanılan) biz, (resmi konuşmalarda) hükümdarın ben yerine kullandığı biz zamiri
- die: lokma, talih, bayılmak, sıkılmak, mahvolmak, yok olmak, Kalıp/Zımba, mevta olmak, vefat etmek, v.öl:n.balyoz, rahmetli olmak, teneşire gelmek, Kalıp, lokma, dişli kılavuz (mak.), kalıp; pafta kalıbı (erkek diş açma aleti), 1.ölmek, 2.sona ermek, bitmek, ölmek, 3.metal kalıp, 4.oyun zarı, (i). (cog dies) kalip, lokma, sikke damgasi. straight as a die dumduz., (i ),(cog dice) zar, oyun zari; talih, sans. The die is cast. Ok yaydan cikti is isten gecti.