İngilizce → Türkçe arama

Türkçe drive to a high state, to ne demek?

drive to a high state, to için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • drive: sürüş, enerji, gayret, kovmak, kuvvet, sıkmak, sinema, sürücü, tahrik, defetmek, kaçırmak, kastetmek, sürüklenmek, v.sür:n.sürücü, Sürme, çalıştırma, v.sür:n.araba sürme, Giriş, sürüş, tahrik, ARABA KULLANMAK, SÜRMEK, 1.götürmek, yürütmek, sürmek, 2.(taşıt) sürmek, 3.(araba, vb. ile) götürmek, 4.-e zorlamak, sevketmek, yönlendirmek, durumuna getirmek, ... etmek, 5.-e güç sağlamak, 6.çalışmaya zorlamak, 7.vurmak, çakmak, 8.taşıtta yolculuk, 9.(park yerine) giriş yolu, 1
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • high: baş, ağır, asil, sert, necip, pikap, coşkun, mağrur, pahalı, kibirli, azametli, direnmek, kabarmak, muhteşem, şiddetli, öfkelenmek, büyük vites, adv.yükseğe:adj.yüksek, diğer medeniyetlerden üstün, toplumlar arasında önde gelen, (i). barometrenin yuksek oldugu bolge; argo esrar tesiri altinda olma. on high gokte, semada., 1.yüksek, 2.yüce, ulu, hayranlık uyandırıcı, yüksek, 3.(zaman) tam, 4.(yiyecek) bayat, 5.sarhoş, 6.uyuşturucu etkisi altında, uçmuş, uçuşta, 7.yükseğe, yüksekte, 8.yüksek nokta, yüksek derece, doruk, 9.büyük heyecan, coşku, mutluluk, 10.yüksek yer
  • state: HAL, hâl, ALEM, EVRE, ÖZEL, ŞART, durum, KONUM, KOŞUL, MEVKİ, RESMİ, TÖREN, devlet, eyalet, GÖRKEM, DEBDEBE, hükümet, ihtişam, tantana, vaziyet, keyfiyet, memleket, SAPTAMAK, SÖYLEMEK, AÇIKLAMAK, belirtmek, BİLDİRMEK, BELİRLEMEK, DEVLETE AİT, İFADE ETMEK, TEK KİŞİLİK, 1.DEVLET 2.DURUM, Devlet, eyalet, ülke, 1)Durum; hal 2) Devlet, hal, vaziyet, durum, keyfiyet, SÖYLEMEK VEYA YAZMAK(bir şeyi), heyecan/stres gibi gergin ruh hali, ifade etmek, belirtmek, beyan etmek, f. ifade etmek, belirtmek, beyan etmek; tayin etmek, saptamak, tespit etmek., çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir ölçüde bağımsızlığı olan büyük il, üye devletlerin birlik oluşturduğu ancak iç işlerinde bağımsız kaldıkları bir hükümet şekli, 1.durum, hal, vaziyet, yağday, 2.mevki, 3.görkem, debdebe, tantana, ihtişam, 4.devlet, 5.eyalet, 6.heyecan, stres, 7.ifade etmek, açıklamak, belirtmek, ayıtmak

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli