İngilizce → Türkçe arama
Türkçe call someone a name for short ne demek?
call someone a name for short için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- call: SES, Apel, celp, ÖTÜŞ, çağrı, DAVET, DEMEK, bağırış, bağırma, ÇAĞIRMA, İHTİYAÇ, uğramak, ZİYARET, BAĞIRMAK, çağırmak, haykırma, SESLENME, SÖYLEMEK, FARZETMEK, haykırmak, SESLENMEK, DAVA AÇMAK, UYANDIRMAK, adlandırmak, DAVET ETMEK, isim koymak, çağrı, arama, LAKAP TAKMAK, ZİYARET ETME, TELEFON ETMEK, v.ara:n.çağrı, ZİYARET ETMEK, v.çağır:n.çağrı, ARAMAK (TELEFON), ÇAĞRIDA BULUNMAK, diye hitap etmek, TELEFONDA KONUŞMA, TELEFONDA KONUŞMAK, çağrı, çağırma; arama (telefon), 1.ÇAĞIRMAK 2.TELEFON ETMEK 3.KISA ZİYARET, –aramak, çagırmak, bağırmak, seslenmek, çağırmak, 1)Uğramak. 2)Çıkmak. 3)Çağrı. 4)Yoklama. 5)Boru,düdük., 1.seslenmek, bağırmak, 2.uğramak, 3.aramak, 4.çağırmak, 5.farzetmek, varsaymak, demek, 6.... diye hitap etmek, ... adını vermek, 7.(by ile) geçerken uğramak, 8.bağırış, sesleniş, çığlık, çağrı, 9.rağbet, 10.deklare, 11.çağrı, resmi çağrı, davet, 12.telefo
- someone: biri, birisi, ŞAHSİYET, bir kimse, ÖNEMLİ KİMSE, zam., i. birisi; i. bir kimse.
- name: ad, ÜN, NAM, isim, şöhret, yerine, ad isim, SÖYLEMEK, AD KOYMAK, ad vermek, belirtmek, ÜNLÜ KİMSE, isim koymak, İSİM VERMEK, TAYİN ETMEK, ADINI KOYMAK, İSMİYLE ÇAĞIRMAK, sadece ismen var olan şey, 1.ad, isim, 2.ün, şöhret, nam, 3.ünlü kişi, 4.ad vermek, adını vermek, ad koymak, adlandırmak, 5.adını söylemek, 6.seçmek, atamak
- for: dair, GÖRE, için, DOĞRU, KARŞI, tıpkı, UYGUN, DOLAYI, sevmek, uğruna, yerine, dünyada, özlemek, YARAYAN, YÖNÜNDE, AMACIYLA, NEDENİYLE, n.için-t. den beri, (kis). foreign, forestry., 1.için, 2.süresince, zarfında, -dır, 3.uğruna, için, 4.yerine, namına, adına, için, 5.yerine, karşılığında, 6.-den dolayı, yüzünden, nedeniyle, 7.-e uygun, -e elverişli, 8.şerefine, 9.-e göre, 10.-e rağmen, 11.olarak, diye, 12.-e karşı, 13.çünkü, zira
- short: AZ, dar, KIT, kısa, ÖZET, şort, ALÇAK, BODUR, BÜCÜR, EKSİK, HARİÇ, nakıs, ANİDEN, BİRDEN, GEVREK, kabaca, kısaca, KONTAK, DIŞINDA, eksiklik, KESTİRME, YETERSİZ, HARİCİNDE, kısa hece, noksanlık, birdenbire, İYİ PİŞMİŞ, KASA AÇIĞI, kısa boylu, kısa devre, ÇITIR ÇITIR, kısa vadeli, SERT (İÇKİ), TAM OLMAYAN, kısa kesilmiş, 1.KISA 2.ANİDEN, kısa metrajlı film, kısa devre yaptırmak, 1.kısa, 2.kısa boylu, 3.kısa süren, 4.parasız, yeterli parası olmayan, 5.az, kıt, yetersiz, 6.aniden, 7.kısa devre, kontak, 8.(viski, vb.) az miktarlarda içilen sert içki