İngilizce → Türkçe arama

Türkçe by the most direct route ne demek?

by the most direct route için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • by: İLE, GÖRE, kadar, YAKIN, BAŞINDA, YANINDA, YOLUYLA, hakkında, nezdinde, YANINDAN, YOLUNDAN, KENARINDA, YAKININDA, milyar yıl, tarafından, YAKININDAN, VASITASIYLA, KADAR (SÜRE), GEÇECEK BİÇİMDE, GEÇİŞLİ BİÇİMDE, ikincil öneme sahip şey, n.yoluyla-t. e kadar-p. in yanında, YANINDA, SIRASINDA, TARAFINDAN, ..E KADAR, 1. geçerek, geçip, 2. yakında, 3. (edat) yanında, yakınında, 4. tarafından, 5. yoluyla, (i). asil gayeden uzak ifade veya fikir; ilave edilen veya ikinci derecede onemli olan sey., (z). yakin; bir kenara. go by gecip gitmek. Iay by biriktirmek, yigmak. put by ilerisi icin saklamak. by and by cok gecmeden. by and large genellikle. Can you dropby tonight? Bu gece bize ugrar misin?
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • most: EN, çok, pek, En çok, EN FAZLA, ekseriyet, EN FAZLASI, EN FAZLA MİKTAR, 1.en, en çok, 2.çok, pek, son derece, 3.s, adl, en çok, en fazla, 4.çoğu
  • direct: açık, hemen, sarih, direkt, araçsız, çevirmek, direktif, doğrudan, dolaysız, dosdoğru, müstakim, göstermek, kararname, vasıtasız, doğrultmak, aydınlatmak, Doğru, doğrudan, Doğrudan, direkt, doğrudan, dolaysız, v.yönet:adj.doğrudan, 1.DİREKT 2.YÖNLENDİRMEK, YOL VERMEK, 1.yolu tarif etmek, 2.yönetmek, 3.emretmek, 4.yöneltmek, doğrultmak, çevirmek, 5.doğru, düz, direkt, 6.dolaysız, 7.dosdoğru, tereddütsüz, 8.dürüst, 9.kesin, tam, 10.dosdoğru, direkt, duraklamadan, (f). idare etmek, tanzim etmek, emretmek; gostermek, aydinlatmak, irsat etmek, tevcih etmek, yoneltmek, cevirmek, dogrultmak; yolu tarif etmek, salik vermek, tavsiye etmek. directive (s). idare edici, yol gosterici. directive (i). emir, direktif, kararnam
  • route: Hat, yol, rota, tarik, i. yol, Güzergah, GÜZERGÂH, yol rota, GÖNDERMEK, NAKLETMEK, SEVKETMEK, yöneltmek, SEVK ETMEK, HERZAMANKİ YOL, v.gönder:n.rota, belli bir kanaldan yollamak, (bir mil veya daha uzun) at yarışı, 1.rota, yol, 2.izlenecek yol, 3.(by/through ile) ... yoluyla yollamak, ... yolu üzerinden göndermek, i., f. yol, tarik, rota; f. belirli bir yolla gondermek. en route yolda. go the route sonuna kadar devam etmek. mail route posta yolu; postacinin gittigi yol.

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli