İngilizce → Türkçe arama
Türkçe be first out of the box (us) ne demek?
be first out of the box (us) için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- be: ol, OLMAK, sanki, DURMAK, BULUNMAK, MAL OLMAK, var olmak, mevcut olmak, ANLAMINA GELMEK, (kis)., (kim). berylium berilyum., 1. var olmak, bulunmak, 2. -dir, -dır, 3. -di, -dı, onek hakkinda, etrafinda veya tamamen anlamlarini veren ve cogu zaman gecissiz fiillerden, isimlerden ve bazen de sifatlardan gecisli fiiller yapan bir ek: begrudge, befriend, belittle.
- first: ilk, evvelâ, birinci, ilk önce, mükemmel, başlangıç, birincilik, BİRİNCİ, İLK, İlk; Birinci, adv.önce:adj.ilk, 1.ilk, birinci, diğerlerinden önce gelen kimse/şey, 2.İngiltere'de en yüksek üniversite derecesi, 3.birinci, ilk, 4.baş, başta, 5.ilk kez
- out: AUT, DIŞ, BÜYÜK, ÇIKIŞ, ÇÖZÜM, EKSİK, FAZLA, AÇIKTA, bahane, BİTMİŞ, ÇIKMIŞ, dışarı, GREVDE, KOVMAK, SÖNMÜŞ, UZAKTA, anormal, ESKİMİŞ, tamamen, bayılmak, BOZULMUŞ, ÇIKARMAK, DAHA ÇOK, DAHA İYİ, DIŞARIDA, DIŞARIYA, KALMAMIŞ, keyifsiz, KURTULUŞ, UZAKTAKİ, ÇIKAR YOL, OLANAKSIZ, YIPRANMIŞ, ÇİZGİ DIŞI, DIŞARIDAKİ, İŞE YARAMAZ, YENİ ÇIKMIŞ, AÇIĞA ÇIKMIŞ, SESLİ OLARAK, YÜKSEK SESLE, MODASI GEÇMİŞ, atlanmış sözcük, PRATİĞİNİ YİTİRMİŞ, onek fazlasiyle, (oburunden) daha iyi, daha cok: outstay, outbid outdrink., 1.dışarı, dışarıya, 2.dışarıda, 3.yüksek sesle, bağırarak, 4.adamakıllı, tamamıyla, bütünüyle, 5.modası geçmiş, 6.dışta yer alan, dış, harici, 7.uzak, uzakta olan, 8.olanaksız, 9.(ışık, ateş vb.) sönmüş, sönük, 10.(tahmin, hesap vb.) yanlış
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- box: göz, kutu, LOCA, ŞAMAR, TOKAT, hediye, KULÜBE, SANDIK, şimşir, YUMRUK, KUTULAMAK, TELEVİZYON, TOKATLAMAK, BOKS YAPMAK, KOMPARTIMAN, sandıklamak, JÜRİ BÖLMESİ, YUMRUK ATMAK, YUMRUKLAŞMAK, 1.KUTU 2.BOKS, KUTUYA KOYMAK, SANDIĞA KOYMAK, TEYP VEYA RADYO, AT ARABACISI YERİ, yeni yıl hediyesi, KUTU VEYA SANDIK DOLUSU, i. simsir, bot. Buxus sempervirens., 1) Yatak zarfı; 2) Kasa, kutu, sandık3) Yumruk, i., f. el veya yumruk darbesi; f. tokat veya yumruk atmak (bilhssa kulaga); boks macina girmek; boks yapmak. boxer i. boksor., 1.kutu, sandık, kasa, 2.(mahkeme) kürsü, 3.loca, 4.kulübe, 5.(the ile) televizyon, 6.kutulamak, kutuya/sandığa koymak, 7.yumruk atmak, yumruklaşmak, 8.boks yapmak, f. kutuya veya sandiga koymak; gen. up ile kutulara yerlestirmek, sandiklamak, ambalaj yapmak; den. orsada boca ve pupa ederek gemiyi yeniden orsaya getirmek. box the compass den. pusulaya gore kerteleri sirayla saymak.
- us: bize, bizi, bizi, bize, biz, zam. bize, bizi., kis. United States, American.