İngilizce → Türkçe arama

Türkçe To use the resources of the bank in his own favour ne demek?

To use the resources of the bank in his own favour için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • use: ADET, âdet, AMAÇ, FAYDA, YARAR, MENFAAT, harcamak, İstifade, Kullanım, KULLANMA, DAVRANMAK, kullanmak, ALIŞKANLIK, FAYDALANMA, FAYDALANMAK, YARARLANMAK, ADET EDİNMEK, KULLNIM HAKKI, MUAMELE ETMEK, v.kullan:n.kullanım, 1.KULLANIM 2.FONKSİYON, fayda, kullanma, adet, kullanmak, -den yararlanmak, 1.kullanma, kullanım, 2.kullanma hakkı, yararlanma hakkı, kullanma yetisi, 3.amaç, kullanım amacı, 4.fayda, yarar, 5.kullanmak, 6.kullanmak, suistimal etmek, 7.kullanıp bitirmek, tüketmek, 8.(to ile) (eskiden) -erdi, -ardı
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • resources: İMKÂNLAR, KAYNAKLAR, OLANAKLAR, PARASAL KAYNAKLAR
  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • bank: SET, bank, KIYI, KÜME, sıra, banka, BANKO, bayır, SAHİL, YIĞIN, YOKUŞ, yığmak, ÖNLEMEK, kümelenmek, SET ÇEKMEK, PARA SÜRMEK, PARA YATIRMAK, TUŞ ARASI (MÜZ.), PARASAL İŞLERİNİ YAPMAK, UÇAĞIN BİR YANA YATMASI, v.bankaya yatır:n.banka, kıyı (nehir/göl/vb'ne ait), Sığlık,topuk,kıyı kenar. / Banka, 1) Yığın, küme 2) Tümsek 3) Banka, toprak kümesi (set gibi duran/yanları hafif meyilli/dik), 1.banka, 2.bankaya para yatırmak, 3.nehir/göl kıyısı, kenar, 4.tümsek, 5.yığın, küme, 6.kum yığını, 7.bayır, 8.(oyun) banko
  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • his: onun, 1.(eril) onun, 2.onunki, onun, (s)., (zam)., eril onun; zam onunki.
  • own: ÖZ, özel, kendi, TANIMAK, doğrulamak, KABUL ETMEK, KABULLENMEK, SAHİP OLMAK, İTİRAF ETMEK, TESLİM ETMEK, v.edin:adj.kendi, kendine değgin, özel, kendinin, kendi, sahip olmak, 1.kendi, kendisinin, 2.sahip olmak, 3.tanımak, kabul etmek, itiraf etmek, f. malik olmak, sahip olmak; tanimak, kabul etmek, dogrulamak, itiraf etmek; teslim etmek. own up k.dili tam ve dogru olarak itiraf etmek., s. kendine deggin, ozel, kendinin, kendi; oz. Ann's own book Ann'in kendi kitabi. be one's own man basina buyruk olmak. come into one's own kendi malina sahip olmak; layik oldugu mevkie erismek. hold one's own yerini korumak on one's own kendi hesabina, k
  • favour: LÜTUF, İYİLİK, KORUMA, TUTMAK, YARDIM, İLTİMAS, KAYIRMA, SEVİLME, BENZEMEK, KAYIRMAK, AYRICALIK, BEĞENİLME, DESTEKLEMEK, KABUL ETMEK, İYİLİK ETMEK, ŞEREF NİŞANI, taraf tutmak, iltimas etmek, ŞEREFLENDİRMEK, HEDİYE (SÜRPRİZ), YARDIMDA BULUNMAK, v.lütfet:n.teveccüh, LEHİNDE, TARAF TUTMAK, lütuf iltimas kayırma, i.İltimas, kayırma, onay, 1.onaylama, onay, destek, 2.kayırma, iltimas, 3.iyilik, yardım, lütuf, 4.yüreklendirmek, desteklemek, onaylamak, lehinde olmak, yanında olmak, 5.iltimas etmek, kayırmak

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli