İngilizce → Türkçe arama
Türkçe To grant the right of appeal ne demek?
To grant the right of appeal için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- grant: BURS, HİBE, terk, BAĞIŞ, DEVİR, NASİP, ÖDENEK, VERMEK, İMTİYAZ, teberru, bahşetmek, ONAYLAMAK, BAĞIŞLAMAK, hibe etmek, FERAGATNAME, KABUL ETMEK, NASİP ETMEK, v.ver:n.burs, Hibe, hibe yardımı, hibe, bağış, imtiyaz, bağış hibe tahsisat ödenek, ihsan etmek, bahşetmek, vermek, 1.vermek, bahşetmek, 2.onaylamak, varsaymak, kabul etmek, 3.burs, 4.ödenek, tahsisat, 5.bağış
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- right: çok, iyi, pek, haklı, yetki, sağlam, doğruca, hakikat, dürüstlük, sağ taraf, sağ yetki doğru, istenildiği gibi olan, ahlakça doğru olan şey, 1.HAK 2.DOĞRU,HAKLI 3.SAĞ TARAF, 1.doğru, 2.düz, doğru, 3.doğru, gerçeğe uygun, 4.haklı, 5.elverişli, uygun, 6.iyi, sağlam, 7.dürüst, doğru, namuslu, güvenilir, 8.gereken, aranan, 9.sağlam, sağlıklı, iyi, aklı başında, 10.sağ, 11.sağ, tutucu, 12.hak, yetki, 13.doğruluk, dürüstlük, 14.doğ
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- appeal: RİCA, CAZİBE, Temyiz, BAŞVURU, münacat, YAKARIŞ, MÜRACAAT, yalvarış, YALVARMA, BAŞVURMAK, ÇEKİCİLİK, YALVARMAK, İLGİ ÇEKME, RİCA ETMEK, temyiz etmek, HOŞUNA GİTMEK, MÜRACAAT ETMEK, TEMYİZE GİTMEK, İLGİSİNİ ÇEKMEK, v.başvur:n.başvuru, yalvarma başvurma temyiz, daha yüksek bir mahkemeye başvuru, (n) yalvarış, temyiz, (v) çekicilik, rica etmek, 1.HOŞA GİDEN 2.YALVARMAK 3.ÜST MAHKEMEYE BAŞVURMAK, (i). munacat, yalvaris, yakaris; cazibe, cekicilik; daha yuksek bir makama bas vurma; (huk). temyiz, davayi daha yuksek bir mahkemeye devretme., 1.yüksek mahkemeye yapılan rica, başvuru, temyiz, 2.yardım ya da merhamet için yapılan rica, yalvarma, başvuru, 3.çekim, cazibe, çekicilik, 4.davayı bir üst mahkemeye götürmek, 5.başvuruda bulunmak, rica etmek, dilemek, yalvarmak, 6.çekmek, sarmak, hoşuna