İngilizce → Türkçe arama
Türkçe To file a request with a court of proper jurisdiction ne demek?
To file a request with a court of proper jurisdiction için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- file: dizi, halk, sıra, kütük, kuyruk, eğe, törpü, dosya, kütük, kütük, dosya, v.dosyala:n.dosya, 1.DOSYA 2.TÖRPÜ 3.SIRA, 1) Eğe; Törpü; 2) Dosya, dosya (bir şeyle ilgili belgeler), eğe, eğelemek, dosya, klasör, tasnif etmek dosyalamak, dilekçe vermek, (i)., (f). ege, torpu; (f). ege ile duzeltmek, egelemek, torpulemek. file fish dikenli cutre baligi, (zool). Stephanolepis ocheticus. double-cut file capraz disli ege., 1.eğe, törpü, 2.eğelemek, törpülemek, 3.dosya, klasör, 4.bir konu hakkında toplanan belgeler, 5.dosyalamak, dosyaya koymak, 6.resmi işleme koymak, 7.sıralamak, tasnif etmek, 8.sıra, kuyruk, 9.tek sıra halinde yürümek
- request: ARZU, rica, DİLEK, istek, İSTEM, niyaz, revaç, TALEP, DİLEKÇE, İSTEMEK, temenni, istirham, yalvarmak, RİCA ETMEK, TALEP ETMEK, istek, çağrı, RESMEN İSTEMEK, v.iste:n.istek, RİCA ETMEK, RİCA, v.talep et et:n.talep, rica, dilek, niyaz, temenni, istirham, 1.rica, dilek, istek, 2.talep, istek, 3.rica etmek, dilemek, istemek
- with: ile, canlı, uyanık, İstemeyerek, ile, nedeniyle, sayesinde
- court: KUR, AVLU, KORT, saha, CELSE, KONAK, SARAY, aramak, meydan, OTURUM, ARANMAK, İSTEMEK, mahkeme, SALTANAT, TOPLANTI, DAR SOKAK, KUR YAPMAK, OYUN ALANI, dalkavukluk, DAVET ETMEK, HÜKÜMDARLIK, SARAY HALKI, YALTAKLANMAK, 1.MAHKEME 2.KORT, v.fayda sağ:n.mahkeme, avlu alan mahkeme kur yapmak, avlu, iç bahçe, kort, saray, hükümdar ve maiyeti, huk. mahkeme. f. kur yapmak, (f). davet etmek, aramak; kur yapmak, ile flort etmek; dalkavukluk etmek; firsat vermek, yol acmak. court danger tehlike pesinde kosmak., 1.mahkeme, 2.mahkeme üyeleri, 3.oturum, 4.saray, saray halkı, 5.avlu, 6.kort, saha, 7.gözüne girmeye çalışmak, teveccühünü kazanmaya çalışmak, dalkavukluk etmek, 8.kur yapmak, 9.riskine girmek, atılmak
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- proper: has, TAM, ÖZEL, zati, DOĞRU, İYİCE, uygun, GERÇEK, MÜNASİP, YERİNDE, mis gibi, TERBİYELİ, ADAMAKILLI, DOĞRU DÜRÜST, UYGUN, DOĞRU, hanım hanımcık (bayan), uygun özel gerçek doğru, münasip, layık, yakışır, uygun, 1.doğru, doğru dürüst, tam, 2.gerçek, hakiki, 3.münasip, uygun, 4.düzgün, 5.kusursuz
- jurisdiction: yetki, Kaza bölgesi, Yargı çevresi, yargılama yetkisi, yargı yetkisi; yargı alanı, Yargı yetkisi, salahiyet, yargısal sorumluluk