İngilizce → Türkçe arama
Türkçe To clarify the subject ne demek?
To clarify the subject için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- clarify: açılmak, arıtmak, aydınlat, açıklamak, aydınlanmak, aydınlatmak, açık bir şekilde anlatmak, açik bir sekilde anlatmak, açiklamak, (f). aydinlatmak, aciklamak, tasfiye etmek; aydinlanmak, acilmak, izah edilmek., 1.açıklamak, açıklık getirmek, aydınlatmak, 2.açıklanmak, anlaşılır olmak, aydınlanmak, 3.arıtmak
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- subject: kul, DERS, FAİL, Konu, özne, TABİ, TEMA, BAĞLI, bende, BRANŞ, ÇEKEN, DENEK, dürtü, ETMEK, hedef, HUSUS, KOBAY, MARUZ, MEVZU, neden, SEBEP, tebaa, UYRUK, BAĞIMLI, KADAVRA, VATANDAŞ, ÇEKTİRMEK, konu özne, SÖZ KONUSU, tabi kılmak, MECBUR ETMEK, 1.KONU 2.ÖZNE, KONU OLAN ŞEY, BOYUN EĞDİRMEK, MARUZ BIRAKMAK, 1) Konu 2) Ders, 1) özne; 2) konu, KARŞI KARŞIYA OLAN, v.bağımlı kıl:n.konu, Denek (Klinik Araştırmalar), ders (okul/lise veya üniversitede belirli bir bilim dalına ait), konu, uyruk, tebaa, özne, tabi subject to -e bağlı, -e maruz kalmak, s. buyruk altindaki. subject to idaresi altinda, tasarrufunda; bagli, tabi; maruz, tesiri altinda., 1.kul, bende, 2.konu, mevzu, 3.ders, 4.denek, 5.özne, 6.tabi, bağımlı, 7.olası, muhtemel, meyilli, 8.bağlı, 9.(to ile) tabi tutmak, f. hukmu altina almak, itaat ettirmek, boyun egdirmek, arz etmek, sunmak. subject to maruz kilmak, tesiri altinda birakmak; mahkum etmek mecbur tutmak; tabi kilmak., i. uyruk, tebaa; kul, bende; maruz olan kimse, hedef; denek; konu; ders, ders konusu; neden; durtu; gram. ozne; muz. esas perde esas makam; fels. ozne. subject matter konu, mevzu.