İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Thats the sort of thing I mean ne demek?

Thats the sort of thing I mean için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • sort: soy, TİP, Tür, yol, nevi, tarz, usul, Çeşit, PUNTO, SINIF, dargın, KALİTE, küskün, AYIRMAK, gücenik, keyifsiz, AYIKLAMAK, HALLETMEK, sıralamak, TASNİF ETMEK, v.diz:n.çeşit, SINIFLANDIRMAK, çeşit nevi sınıf, v.sırala:n.çeşit, f. ayirmak, ayiklamak, siniflandirmak; birlik olmak. sortable s. siniflandirilabilir., 1.tür, çeşit, 2.kimse, tip, 3.türlerine göre ayırmak, sınıflandırmak, sınıflamak, tasnif etmek, i. cesit, tur, nevi; usul, yol, tarz; soy, tabiat. sort of k.dili. oldukca. after a sort bir dereceye kadar. in some sort bir derecede. of sorts siradan. out of sorts k.dili. rahatsiz, keyifsiz; gucenik, dargin, kuskun.
  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • thing: nesne, var oluş, mevcudiyet, Şey; Nesne, şey (soyut), 1.şey, nesne, 2.olay, 3.yaratık, canlı, 4.gerekli şey, ihtiyaç
  • mean: ADİ, güç, ZOR, ORTA, alçak, aşağı, CİMRİ, HASİS, pinti, rezil, vasat, bayağı, HUYSUZ, kurmak, yoksul, UTANGAÇ, AHLAKSIZ, ahlâksız, AŞAĞILIK, cimrilik, değersiz, düşünmek, ELİ SIKI, KEYİFSİZ, KILIKSIZ, ORANTILI, Ortalama, KASTETMEK, tehlikeli, orta nokta, TASARLAMAK, demek olmak, İFADE ETMEK, NİYET ETMEK, önemli olmak, demek istemek, DEMEYE GELMEK, ANLAMINA GELMEK, (budizm'de) orta yol, Ortalama, orta, vasat, v.anlamına gel:n.anlam, v.anlamına gel:n.ortalama, niyet etmek, kurmak, düşünmek, 1.ANLAMINA GELMEK,İSTEMEK,PLANLAMAK 2.CİMRİ, orta noktada veya orta noktanın yakınında olan şey, iki uç arasında yer alan şey (yer, zaman, sayı ve derece olarak), aşırılık ve yetersizlik arasında olan ve ölçülülüğü temsil eden şey, 1.pinti, cimri, 2.kaba, çirkin, 3.huysuz, haşin, 4.adi, bayağı, alçak, acımasız, 5.anlamına gelmek, demek olmak, 6.demek istemek, kastetmek, 7.istemek, niyet etmek, 8.aritmetik ortalama, s. orta, vasat;vasati, ortalama; mat. orantili. mean distance ortalama mesafe. mean pressure ortalama basinc. mean time vasati gunes saati. Greenwich mean time Greenwich ortalama gunes saati., i. iki seyin ortasi, vasat, orta; ilimlik; mat. ortalama nicelik; istatistikte gozlem sonucu ortalama deger; man. orta terim; bak. means the golden mean her seyin karari, ikisi ortasi, ideal olan sey.

Sözlük sonuçları

Aradığınız kelime bulunamadı

Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.

İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.