İngilizce → Türkçe arama
Türkçe Statuettes and other ornaments and photograph, picture or similar frames and mirrors, of base metal ne demek?
Statuettes and other ornaments and photograph, picture or similar frames and mirrors, of base metal için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- statuettes: Heykelcikler
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
- ornaments: Süsler
- photograph: fotograf, fotoğraf, resim vermek, FOTOĞRAFLAMAK, FOTOĞRAFINI ÇEKMEK, 1.fotoğraf, 2.fotoğrafını çekmek, i., f. fotograf; f. fotograf cekmek. color photograph renkli fotograf. instantaneous photograph. enstantane. photograph'ic s. fotografla ilgili. photograph'ically z. fotografla; fotografta oldugu gibi.
- picture: resim, suret, tarif, tasvir, timsal, tanımlama, tanımlamak, canlandırmak, v.düşün:n.resim, 1.resim, tablo, 2.fotoğraf, 3.film, 4.görülmeye değer şey ya da kişi, pek güzel kimse ya da şey, 5.-in mükemmel örneği, timsal, 6.görüntü, 7.tasvir, 8.ç, sinema, 9.resmini yapmak, çizmek, 10.betimlemek, 11.düşlemek, hayal etmek, tasavvur etmek
- or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
- similar: aynı, müşabih, benzer, benzes, , geom. benzer, 1.benzer, benzeş, bendeş, okşar, okşaş, 2.aynı türden, benzer, s, i. benzer, musabih, bir birine yakin; geom. sekilde ayni olan; i. benzeyen sey. similarity i. benzeyis, benzerlik. similarly z. bunun gibi, ayni, ayni sekilde.
- frames: Çerçeveler, Şasi çerçeveleri
- mirrors: Aynalar
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- base: Üs, ADİ, ALT, Baz, DİP, KÖK, piç, asıl, ESAS, KABA, KALP, ALÇAK, KAİDE, rezil, SAHTE, taban, temel, ALTLIK, korkak, KURMAK, DAYANAK, KATIŞIK, AŞAĞILIK, değersiz, DAYANDIRMAK, SAHA KENARI, Temel, kaide, 1. TABAN 2.ÜS, v.dayan:n.esas, BAŞLANGIÇ SAYISI, taban, kaide, temel, 1) taban, 2) temel, 3) üs, 1)Bir boyanın ana maddesi. 2)Üs., diğer parçaların üzerine monte edildiği parça, 1) Temel; Taban; 2) Baz (kim) 3) Kök(kimya); 4) Şişedibi (cam), köylünün çiftliğini derebeyinin taleplerine göre işletmesine dayalı, (f). temel atmak, kurmak, tesis etmek; on veya upon ile bir esas uzerine bina ettirmek; dayandirmak., (s). alcak, adi, rezil; korkak; degersiz; sahte, kalp. baseborn (s). soylu aileden gelmeyen; nikahsiz dogmus, pic; alcak, zalim. basely (z). alcakca. baseness (i). alcaklik., 1.temel, alt kısım, bir şeyin üzerinde durduğu kısım, taban, 2.başlangıç noktası, baş, esas, 3.üs, 4.merkez, merkez şube, 5.doğru, düzlem, 6.öz, içerik, esas, 7.baz, 8.aşağılık, adi, alçak, alçakça, 9.(on/upon ile) ... üzerine kurmak, -e dayandırmak