İngilizce → Türkçe arama
Türkçe Other polyamide tow and staple, not carded, combed or otherwise processed for spinning ne demek?
Other polyamide tow and staple, not carded, combed or otherwise processed for spinning için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
- polyamide: poliamit
- tow: KITIK, ÇEKMEK, i. kitik., YEDEKTE ÇEKME, YEDEKTE ÇEKMEK, Kıtık; Kısa yün, YEDEKTE ÇEKİLME, ÇEKİCİ İLE ÇEKMEK, zincirle çekilen şey, v.yedekte çek:n.yedekte çekme, 1.(taşıt) yedekte çekmek, 2.yedekte çekme, 1)Yedekte çekme. 2)Yedekte çekilen. 3)Oturan bir gemiyi kurtarmak amacıyla çekmek., f., i. yedege alip cekmek; cekmek; i. yedekte cekme veya cekilme; yedekte cekilen duba; cekme halati. have in tow yedekte bulundurmak; pesine takip gezdirmek. take in tow yedege almak, yedekte cekmek; himaye altina almak. tow'age i. yedekte cekme; yedek u
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- staple: ANA, LİF, tel, ESAS, ambar, ELYAF, TEMEL, unsur, ZIMBA, içerik, BAŞLICA, muhteva, RAPTİYE, HAMMADDE, İPLİKÇİK, demir bağ, ESAS ÜRÜN, TEL ZIMBA, ÇATAL ÇİVİ, KAPI SÜRGÜ, SATIŞ YERİ, ZIMBALAMAK, BAŞLICA ÖĞE, Kopça, Kanca, RAPTİYELEMEK, iki uçlu çivi, BAŞLICA MAHSÜL, PİYASADA TUTULMUŞ, liflerine göre ayırmak, ÇATAL ÇİVİ İLE TUTTURMAK, v.tel ile tuttur:n.raptiye, 1) Tel raptiye; zımba teli 2) Çatal çivi 3) Ham madde 4) Temel besin maddesi, i., f. tel, tel raptiye; iki basli civi; f. zimbalamak, telle raptetmek. stapler i. zimba., 1.zımba teli, 2.tel, lif, 3.bir yerin başlıca ürünü, başlıca ürün, 4.en önemli kısım, başlıca konu, esas, 5.hammadde, 6.zımbalamak
- not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
- carded: taranmış
- combed: TARANMIŞ
- or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
- otherwise: aksi halde, eğer olmazsa, aksi takdirde, diğer taraftan, başka suretle, başka türlü, 1.BAŞKA TÜRLÜ 2.YOKSA,AKSİ TAKTİRDE, z. baska suretle, baska turlu; yoksa, olmazsa, aksi takdirde., 1.başka türlü, farklı bir şekilde, 2.başka bakımlardan, 3.yoksa, aksi takdirde
- processed: v.işleme tabi tut:adj. işleme tabi tutulan
- for: dair, GÖRE, için, DOĞRU, KARŞI, tıpkı, UYGUN, DOLAYI, sevmek, uğruna, yerine, dünyada, özlemek, YARAYAN, YÖNÜNDE, AMACIYLA, NEDENİYLE, n.için-t. den beri, (kis). foreign, forestry., 1.için, 2.süresince, zarfında, -dır, 3.uğruna, için, 4.yerine, namına, adına, için, 5.yerine, karşılığında, 6.-den dolayı, yüzünden, nedeniyle, 7.-e uygun, -e elverişli, 8.şerefine, 9.-e göre, 10.-e rağmen, 11.olarak, diye, 12.-e karşı, 13.çünkü, zira