İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Other input or output units, whether or not containing storage units in the same housing ne demek?

Other input or output units, whether or not containing storage units in the same housing için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
  • input: giriş, Girme, girdi, giriş, 1.girdi, 2.giriş, 1) giriş; 2) girdi, birinden gelen düşünceler veya sözler, i. bir makinaya verilen enerji miktari; bir elektrik cihazina verilen cereyan veya voltaj; bir sahsin yedigi yemek miktari; bir elektronik beyne verilen bilgi.
  • or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
  • output: Güç, çıkış, çıktı, VERİM, ÜRETİM, randıman, ÇIKIŞ GÜCÜ, Çıkan, Çıktı, randıman, verim, 1)Çıktı; 2)Verim, Çıkış, çıkış gücü, 1) çıkış, 2) çıktı, çıktı, çıkış çıktı, Çıktı, üretilen mal, üretim, i. randiman, verim; elektrik enerjisi., 1.verim, randıman, 2.üretim, ürün, 3.bilgisayardan alınan bilgi, çıktı
  • units: Donanım
  • whether: İster, olup olmadığını, -ip -mediği, -ip -meyeceği, seçenekler arasında yapılan tercih, (baglac) olup olmadigini; olursa; ise de. I do not know whether he will be here Burada olup olmayacagini bilmiyorum .whether we live or die kalsak da olsek de. whether or not olsa da olmasa da. It is hard to decide whether to go or not Gidip gitmemeye kar
  • not: asla, değil, 1.değil, yok, emes, (z.) degil, olmayan. not a little epey not at all hic, asla, katiyen. Not guilty. Sucsuzdur. Not half bad. Cok iyi. Hic fena degil. not only this yalniz bu degil. Not that it matters. Muhim degil. whether he goes or not gitse de gitmese de.
  • containing: n.kapsama:v.kapsa:prep.kapsayarak
  • storage: DEPO, AMBAR, bellek, SAKLAMA, depolama, Depolama., bellek, saklama, depolama, depoya koyma, depolama, ardiye, Ambar, depo, stoklama, depolama, 1) saklatım, depolama; 2) bellek, 1) Depolama; ambarlama 2) Depo; ambar 3) Bellek (bilgisayar), 1.depolama, depo etme, depoya koyma, 2.ambar, depo, 3.ardiye ücreti, i. depoya koyma veya doldurma; depolama; ardiyede muhafaza etme; depo; ardiye ucreti; komputorde bilgi saklama kismi. storage battery akumulator.
  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • same: aynı, eşit, TIPKI, BENZER, FARKSIZ, mamafih, benzerlik, monotonluk, tekdüzelik, AYNI, FARKSIZ, 1.aynı, 2.aynı şey, aynısı, 3.aynı şekilde, s. ayni, tipkisi; esit; adi gecen, mezkur. all the same bununla beraber, mamafih just the same buna ragmen, mamafih; ayni sekilde; eskisi gibi. much the same hemen hemen ayni, yaklasik olarak . same here ben de. sameness i. aynilik; monotonluk, tekduzelik

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli