İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Mixtures of odoriferous substances (excluding those of a kind used in the food or drink industries) ne demek?

Mixtures of odoriferous substances (excluding those of a kind used in the food or drink industries) için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • odoriferous: (s.) hos kokulu, guzel koku yayan. odoriferously (z.) guzel koku yayarak.
  • excluding: hariç, -den başka, -in dışında, n.dışlama:v.dışta bırak:prep.hariç
  • those: ONLAR, ORADAKİ, bak. that., d.o:n.onlar, 1. onlar, şunlar, 2. onlar, şunlar
  • kind: iyi, Tip, cins, çeşit, içten, kalem, nazik, uysal, müşfik, aynı şekil, aynı varlık, çeşit, cins, tür nevi, 1. İYİ, DOST, SEVGİLİ 2.ÇEŞİT, TÜR, 1.tür, çeşit, cins, 2.tip, 3.nazik, kibar, iyi kalpli, sevecen, ince, candan, yürekten
  • used: ESKİ, alışık, tükenmek, KULLANILMIŞ, Kullanılmış; Yıpranmış, v.kullan:adj.kullanılan, 1.kullanılmış, eski, 2.(to ile) alışkın, s. kullanilmis, eski. used to alismis, alisik; eskiden... idi: leh. eskiden oldugu kadar. He used to come at eight Eskiden saat sekizde gelirdi. be used up cok yorulmak, bitkin hale gelmek; tukenmek.
  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • food: aş, YEM, Gıda, iaşe, besin, Yemek, yiyecek, Besin, Gıda, YİYECEK, BESİN, Gıda, besin, yiyecek, yiyecek, besin, gıda, yemek, (i). yemek, yiyecek; gida, besin; iase; (for animals) yem. food card yemek karnesi. food control yiyecek maddelerinin kontrol altina alinmasi. food poisoning gida zehirlenmesi. foodstuff (i). yiyecek, gida maddesi. food for thought dusunulecek sey.
  • or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli