İngilizce → Türkçe arama
Türkçe Iron or steel reels for cables, piping and the like ne demek?
Iron or steel reels for cables, piping and the like için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- iron: söz, sabit, zalim, metanet, kuvvetli, demir (Fe), merhametsiz, kelepçelemek, v.ütüle:n.demir, 1.demir, 2.ütü, 3.ütülemek, (f.) utulemek: demir kaplamak. iron out utulemek; (planin) teferruatini hazirlamak, puruzlerini gidermek; kelepcelemek.
- or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
- steel: KATI, çelik, masat, pulat, azimli, çakmak, DUYGUSUZ, ÇELİK EŞYA, ÇELİK GİBİ, ÇELİKLEMEK, GÜÇLENDİRMEK, katılaştırmak, SERTLEŞTİRMEK, ÇELİK GİBİ YAPMAK, v.hazırla:n.çelik, Biley çubuğu, masat, 1.çelik, 2.sertleştirmek, katılaştırmak
- for: dair, GÖRE, için, DOĞRU, KARŞI, tıpkı, UYGUN, DOLAYI, sevmek, uğruna, yerine, dünyada, özlemek, YARAYAN, YÖNÜNDE, AMACIYLA, NEDENİYLE, n.için-t. den beri, (kis). foreign, forestry., 1.için, 2.süresince, zarfında, -dır, 3.uğruna, için, 4.yerine, namına, adına, için, 5.yerine, karşılığında, 6.-den dolayı, yüzünden, nedeniyle, 7.-e uygun, -e elverişli, 8.şerefine, 9.-e göre, 10.-e rağmen, 11.olarak, diye, 12.-e karşı, 13.çünkü, zira
- cables: İletkenler, kablolar
- piping: tiz, harç, şerit, sutaşı, yöneltme, Boru hattı, Biye, şerit, boru ile çalınan melodi, çalınan melodi (boru ile, Boru donanımı, boru tesisatı, 1) Boru şebekesi; 2) Boru döşeme3) Borumsu bozukluk (içyapı)
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- like: eşit, gibi, v.iste:adj.benzer, 1. HOŞLANMAK 2.GİBİ, sonek -imsi, gibi, benzer: lifelike, workmanlike., f. hoslanmak, sevmek, hazzetmek. likes and dislikes (bir kimsenin) sevdigi ve begenmedigi seyler., 1.beğenmek, sevmek, hoşlanmak, 2.istemek, dilemek, 3.benzer, 4.ilg. gibi, 5.-in özelliği, 6.benzeri, 7.bağ. gibi, 8.-miş gibi