İngilizce → Türkçe arama

Türkçe In my opinion, to my way of thinking ne demek?

In my opinion, to my way of thinking için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • my: benim, bana ait, zam. benim., 1. benim, 2. aman!, kis. million years., (unlem) Aman! Olur sey degil ! Hayret!
  • opinion: oy, zan, fikir, tahmin, Görüş, düşünce, görüs, fikir, düsünce, 1.fikir, düşünce, kanı, 2.teşhis, yargı, i. zan, tahmin, fikir, oy, dusunce: huk. hakimin ileri surdugu fikir. in my opinion fikrimce, kanaatimce.
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • way: hal, huy, yan, yer, yol, YÖN, adet, çare, TARZ, USUL, BAKIM, cihet, DURUM, gidiş, halet, husus, kayıp, TARAF, tarik, itiyat, MESAFE, vasıta, yolsuz, YÖNTEM, GELENEK, GİDİŞAT, başarmak, DAVRANIŞ, ilerleme, İŞ ALANI, uygunsuz, yol, tarik, münasebetsiz, YAPILIŞ ŞEKLİ, DAVRANIŞ TARZI, YOL, ROTA, YÖN, iyi geçinebilme, (bir şeyi) iyi yapabilme, 1) Yol 2) Yordam, usul, tarz, canı istediği gibi hareket etme, bir şeyi istediği gibi yapabilme, 1.yol, yön, taraf, mesafe, 2.uzakta, uzak mesafede
  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • thinking: 1.düşünme, 2.düşünce, görüş, n.düşünce:v.düşün:prep.düşünerek

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli