İngilizce → Türkçe arama

Türkçe If the contrary proves to be the fact ne demek?

If the contrary proves to be the fact için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • if: ise, sanki, sözde, şayet, rağmen, ıf.eğer:prep.ise, (programlama dilinde) ancak, 1. eğer, ise, 2. -e rağmen, -sa bile, 3. acaba, -mı, 4. şart
  • the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
  • contrary: zıt, AKSİ, TERS, karşı, nahoş, aykırı, İNATÇI, karşıt, ÇELİŞİK, MUHALİF, UYMAYAN, DİK BAŞLI, ters zıt karşıt, TERSİNE, ZIDDINA, 1.karşıt, aksi, zıt, 2.tamamen farklı, 3.karşı, aykırı, ters, 4.huysuz, inatçı, kafasının dikine giden, 5.zıt, karşıt olan şey
  • to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
  • be: ol, OLMAK, sanki, DURMAK, BULUNMAK, MAL OLMAK, var olmak, mevcut olmak, ANLAMINA GELMEK, (kis)., (kim). berylium berilyum., 1. var olmak, bulunmak, 2. -dir, -dır, 3. -di, -dı, onek hakkinda, etrafinda veya tamamen anlamlarini veren ve cogu zaman gecissiz fiillerden, isimlerden ve bazen de sifatlardan gecisli fiiller yapan bir ek: begrudge, befriend, belittle.
  • fact: OLAY, olgu, DURUM, UNSUR, gerçek, HAKİKAT, hakikaten, Vaka, olay, gerçek durum, Gerçek; Olgu, gerçek, hakikat, 1.gerçek, olgu, olmuş şey, 2.olay, gerçek olay, 3.bilgi, doğru bilgi, gerçek, (i). gercek, hakikat; durum, gosterilen husus veya keyfiyet. factfinding (s). delil toplayan (komisyon). accessory after the fact (huk.) curum islendikten sonra suc ortagi olan kimse .in fact gercekten, hakikaten,filvaki. matter of fact (bak.) matter.

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli