İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Brooms and brushes of twigs or other vegetable materials, bound together ne demek?

Brooms and brushes of twigs or other vegetable materials, bound together için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • brooms: Süpürgeler
  • and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
  • brushes: Fırçalar
  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
  • other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
  • vegetable: OT, BİTKİ, nebat, sebze, göveri, BİTKİSEL, yeşillik, zerzevat, iskorçina
  • materials: Gereçler; malzemeler
  • bound: AVUT, BAĞLI, SEKME, SINIR, ciltli, düşkün, MECBUR, sekmek, bağımlı, FIRLAMA, kayıtlı, SIÇRAMA, ZIPLAMA, ZORUNLU, fırlamak, kuşatmak, SIÇRAMAK, sıçrayış, ZIPLAMAK, NEDENİYLE, sektirmek, sıçratmak, zıplatmak, ENGELLENEN, KISITLAMAK, SINIRLAMAK, GİTMEK ÜZERE, SEKİP GERİ GELMEK, SINIRLARINI ÇİZMEK, v.bağlan:adj.kesin, v.sınırlandır:n.sınır, isim sıçrayış, zıplama, ZIPLAYA ZIPLAYA GİTMEK, birine (teşekkür) borçlu, bir ayaktan diğer ayağa sekme, i., gen. cog. hudut, sinir, sinirlar., Belirli bir yere yada yöne gitmek.Yönelmek., i. sicrayis, firlayis ziplama, geri tepme. at a bound bir hamlede., f. sekmek, sicrayarak gitmek, ziplamak, firlamak; sektirmek, sicratmak, ziplatmak., f. hudutlamak, sinirlamak; kusatmak; hudutlanni cizmek; hemhudut olmak, bitisik olmak., s. gitmeye hazir, hareket halinde. homeward bound memleketine dogru yola cikmis veya cikmak uzere., s. bagli, kayitli; ciltli, ciltlenmis; mecbur. bound to win mutlaka kazanacak. bound up in bagli, duskun., 1.(for ile) gitmeye hazır, gitmeye niyetli, giden, gidici, gitmek üzere olan, 2.sınırlamak, sınır koymak, sınırlarını belirlemek, 3.bağlı, bağlanmış, 4.kesin, 5.yükümlü, mecbur, 6.ciltlenmiş, ciltli, 7.kesin, niyetli, azimli, kafasına takmış, kesin kararl
  • together: beraber, birlikte, aralıksız, fasılasız, HEP BİRDEN, KUYRUK (KİMSE), 1.biraraya, birarada, 2.birlikte, beraber, 3.aynı anda, hep birden, üst üste, 4.durmadan, sürekli, kesintisiz, 5.düzenli, toplu, özdenetimli

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli