İngilizce → Türkçe arama
Türkçe the truth of the matter is different. ne demek?
the truth of the matter is different. için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- the: o, belgili tanımlık, belirli durumlarda isimden önce kullanılır, (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edati, harfi tarif, belirtme sifati); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sifatlarindan evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gordugumde daha cok seviyorum.
- truth: hak, VEFA, gerçek, sıhhat, filvaki, HAKİKAT, sadakat, SADAKÂT, DOĞRULUK, DÜRÜSTLÜK, GERÇEKLİK, samimiyet, 1.gerçek, hakikat, 2.doğruluk, gerçeklik, 3.içtenlik, 4.dürüstlük, i. hakikat, gerceklik, gercek, dogruluk, sihhat; hak; sadakat, icten baglilik, samimiyet, vefa; aslina uygunluk, hakikilik; durustluk. gospel truth mutlak hakikat. in truth hakikaten, gercekten. of a truth gercekten, filvaki.
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- matter: iş, ÖZ, ŞEY, fark, İRİN, KONU, ÖNEM, CİSİM, HUSUS, madde, özdek, cevher, MESELE, vesile, CERAHAT, İLTİHAP, müsvedde, ÖNEMİ OLMAK, madde, özdek, madde; özdek, ÖNEMLİ OLMAK, Özdek; madde, İLTİHAPLANMAK, v.farket:n.konu, 1.MESELE 2.ÖNEMLİ OLMAK, ancak ihtimalin hakikatle olan ilişkisi ölçüsünde biçimle bağdaşan şey, bir taraftan manevi vasıflardan ve diğer taraftan biçimlenmiş cisimlerden ayrışan fiziksel madde, f. ehemmiyeti olmak, onemi olmak, onem tasimak, bir sey ifade etmek; cerahatlenmek. What does it matter? Ne onemi var? Ne olur ki?, 1.özdek, madde, cisim, 2.iş, sorun, konu, mesele, 3.konu, içerik, 4.neden, sebep, vesile, 5.önem, 6.sorun, mesele, aksilik, dert, 7.irin, cerahat, 8.yazılı belge, yazılı şey, 9.önemi olmak, önemli olmak, farketmek, 10.irinlenmek, iltihaplanmak
- is: ol, -dir, -dır, (bak.) be; as is (tic.) simdiki haliyle, oldugu gibi.
- different: ayrı, farklı, değişik, muhtelif, başka türlü, 1.farklı, 2.başka, değişik, 3.ayrı, 4.çeşitli, (s)., (A.B.D). from veya than ile: (ing). from veya to ile farkli, baska, ayri; muhtelif, cesitli. differently (z). baska sekilde, baska turlu.