İngilizce → Türkçe arama
Türkçe if you try to get them away from me ill eat you alive ne demek?
if you try to get them away from me ill eat you alive için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- if: ise, sanki, sözde, şayet, rağmen, ıf.eğer:prep.ise, (programlama dilinde) ancak, 1. eğer, ise, 2. -e rağmen, -sa bile, 3. acaba, -mı, 4. şart
- you: sen, siz, seni, 1.sen, siz, 2.seni, sizi, 3.sana, size, zam. siz, sizler, sen; seni, size. what's it to you? sana ne?
- try: ÇABA, DENEME, TATMAK, YORMAK, arıtmak, çalışma, denemek, eritmek, SINAMAK, uğraşma, çalışmak, uğraşmak, kalkışmak, araştırmak, YARGILAMAK, deney yapmak, GAYRET ETMEK, TEŞEBBÜS ETMEK, DENEMEK, DENEME, v.dene:n.deneme, TAŞIRMAK (SABIR), ÇALIŞMAK (YAPMAYA), 1.denemek, 2.uğraşmak, çalışmak, 3.yargılamak, 4.kızdırmak, sıkmak, sinirlerini bozmak, 5.deneme, kalkışma, girişim
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- get: almak, ETMEK, OLMAK, uymak, yavru, binmek, çıkmak, geçmek, GELMEK, gitmek, kaçmak, kızmak, sızmak, sokmak, VARMAK, YAPMAK, yetmek, ANLAMAK, EDİNMEK, uyuşmak, anlaşmak, ayrılmak, başarmak, BAŞLAMAK, dolaşmak, ETTİRMEK, geçinmek, geçirmek, GETİRMEK, gezinmek, GÖTÜRMEK, katılmak, KAVRAMAK, KAZANMAK, ÖLDÜRMEK, savuşmak, uydurmak, açıklamak, hızlanmak, kurtarmak, kurtulmak, tırmanmak, yakalamak, YAPTIRMAK, düzenlemek, ELDE ETMEK, hazırlamak, İDRAK ETMEK, sahip olmak, SATIN ALMAK, ELE GEÇİRMEK, BAŞINA GELMEK, CANINA OKUMAK, AÇIĞINI BULMAK, sinirlendirmek, h_v.yaptır-e.al, i. yavru, hayvan yavrusu., 1.ALMAK 2.ELDE ETMEK 3.ANLAMAK, kanalı çekmek (radyo/televizyon), almak (radyo/televizyon belirli bir istasyonu/kanalı), bulmak (bir matematik işlemi sonucunda belli bir sayıyı), 1.almak, elde etmek, 2.olmak, hale gelmek, 3.varmak, ulaşmak, 4.uğraşmak, ilgilenmek, bakmak, 5.gidip getirmek, gidip almak, 6.ettirmek, yaptırmak, -tirmek, -tırmak, 7.hazırlamak, 8.götürmek, 9.vurmak, 10.anlamak
- them: onları, onları, onlara, onlar, (zam.) onlari, onlara.
- away: YOK, UZAK, UZAĞA, kovmak, UZAKTA, DEVAMLI, DURMADAN, DEPLASMANDA, DEPLASMAN MAÇI, adv.uzakta:adj.uzak, BURADAN, BURADA DEĞİL, unlem Defol ! Haydi !, İntersept uzak.Konum çizgisi,parakete konumu ile gök cisminin coğrafi konumu arasında ise intersept uzaktır., 1.uzağa, uzakta, -den, -dan, buradan, başka yönde, 2.emin bir yerde/yere, 3.gidecek/bitecek/sona erecek şekilde, 4.sürekli, durmadan, deplasmanda oynanan
- from: dan, den, BERİ, İTİBAREN, YÜZÜNDEN, (...DEN, ...DAN) EKİ, 1.--dan, 2.itibaren, -den beri, -den bu yana, 3.nedeniyle, yüzünden, -den ötürü, 4.-den, -dan, edat den, dan, den dolayi. from above yukaridan, gokten. from childhood cocukluktan beri. from ten to twenty ondan yirmiye kadar, on ile yirmi arasinda. as from -dan baslayarak, itibaren.
- me: bana, beni, bana göre, BANA, BEN, ben kavramı, kis. Maine., bana kalırsa, 1. beni, 2. bana, 3. ben, zam., bak. I, beni, bana. Ah me ! Aman, aman!. Dear me! Olur sey degil!, ayrı ve kişisel bir bireyselliğe sahip olan veya bu bireyselliğin farkında olan kimse
- ill: acı, aksi, hain, sert, ters, garaz, kerih, zarar, çirkin, haksız, kötülük, uğursuz, düzensiz, hastalık, keyifsiz, rahatsız, talihsiz, zamansız, ancak büyük güçlükler çekerek, 1.hasta, 2.kötü, fena, zararlı, 3.kötü biçimde, acımasızca, hoş olmayan bir biçimde, 4.anca, güçlükle, ucu ucuna, 5.kötü şey, kötülük
- eat: ye, YEMEK, KEMİRMEK, TÜKETMEK, AŞINDIRMAK, YEMEK YEMEK, İÇMEK (ÇORBA), Yemek ( fiil ), 1.yemek, yemek yemek, 2.(away/into ile) çürütmek, aşındırmak, kemirmek, yemek
- alive: diri, faal, canlı, hassas, şevkli, uyanık, haberdar, sevinçli, heyecanlı, YAŞAMAK,CANLI, 1.yaşayan, canlı, diri, 2.yaşam dolu, hareketli, (s). sag, canli, hayatta, diri; sevkli, sevincli, faal; heyecanli; hassas, haberdar, uyanik, farkinda. alive with bees ari dolu. Man alive I argo Hey mubarek I
Sözlük sonuçları
Aradığınız kelime bulunamadı
Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.
İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.