İngilizce → Türkçe arama
Türkçe dont you have anything better to do ne demek?
dont you have anything better to do için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- you: sen, siz, seni, 1.sen, siz, 2.seni, sizi, 3.sana, size, zam. siz, sizler, sen; seni, size. what's it to you? sana ne?
- have: he, HİLE, ALMAK, ETMEK, OLMAK, saymak, tutmak, YAPMAK, ÜÇKÂĞIT, ALDATMAK, BULUNMAK, ettirmek, sahip ol, ELDE ETMEK, GÖZ YUMMAK, devam etmek, DOLANDIRMAK, KABUL ETMEK, SAHİP OLMAK, ZORUNDA OLMAK, VARLIKLI KİMSE, ilişki içinde olmak, eşlik eden olaylarla ilgili olmak, had, hav.ing) kuraldisi çekimleri: simdiki zaman ı, you, we, they have, 1.(yardımcı fiil), 2.(have got), -si olmak, 3.almak, 4.yapmak, 5.yemek, içmek, 6.izin vermek, 7.doğurmak, 8.davet etmek, çağırmak, 9.(rüya) görmek, 10.geçirmek, 11.karşılaşmak
- anything: her şey, ne olsa, hiçbir şey, HERHANGİ BİR ŞEY, 1.(herhangi) bir şey, hiç bir şey, 2.her şey, ne olsa, zam bir sey, herhangi bir sey, her sey hic bir sey. anything but... olmasin da ne olursa olsun.
- better: GEÇMEK, DAHA İYİ, üstünlük, DÜZELTMEK, DAHA İYİSİ, GELİŞTİRMEK, İYİLEŞTİRMEK, DAHA İYİ YAPMAK, DAHA İYİ ŞEKİLDE, adv.daha iyi:adj.iyi, good ve well´in üstünlük derecesi, 1.daha iyi, 2.gelişmek, daha iyi bir hale gelmek, 3.geliştirmek, daha iyi bir hale getirmek, i., f. daha iyisi; cog. (akil servet v.b.'nde) kendinden ustun kimseler; ustunluk; f. islah etmek, daha iyi sekle sokmak; onune gecmek. get the better of galip gelmek, ustun olmak.
- to: e, ile, GÖRE, için, -E DOĞRU, hakkında, ..e KADAR, Gayrimenkulü temlik etmek, 1. (edat) -e doğru, -e, 2. -e kadar, 3. -e karşı, (edat) -e; -e dogru, yonune dogru, tarafina; ile; -e kadar, -e degin, derecesine kadar; -e dair; -e nazaran, -e nispetle; -e gore; hakkinda, icin; mak, mek (mastar edati)., z. -e dogru; asil vaziyete dogru. to and fro oteye beriye, one ve arkaya. come to kendine gelmek. shut the door to kapiyi iyice kapamak. The ship heaved to. Gemi ruzgari basa alip durdu. They gladly fell to. Memnuniyetle ise basladilar.
- do: yap, HİLE, ETMEK, PARTİ, UYMAK, bitkin, kılmak, YAPMAK, eğlenti, eylemek, başarmak, DALAVERE, yetişmek, davranmak, kaldırmak, DÜZENLEMEK, hazırlamak, İLGİLENMEK, TAMAMLAMAK, TEMİZLEMEK, DOLANDIRMAK, NEDEN OLMAK, DOLANDIRICILIK, MEYDANA GETİRMEK, ROLÜNÜ ÜSTLENMEK, AYAĞINI KAYDIRMAK, EĞLENCELİ TOPLANTI, (i)., (muz). bir gamin birinci ve son notasi., 1. büyük toplantı, parti, 2. yapmak, etmek, başarmak, 3. yetmek, 4. yetişmek, (i)., (k.dili), eglenti, toplanti. do's and don'ts yapilmasi ve yapilmamasi gereken seyler.
Sözlük sonuçları
Aradığınız kelime bulunamadı
Arama teriminin başında farklı karakterler olabilir veya sözlükte henüz eşleşme bulunmayabilir.
İpucu: Daha kısa bir kelime, tekil kullanım ya da ters yönlü arama deneyin.