İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Wrist-watches, pocket-watches, with case of precious metal or of metal clad with precious metal ne demek?

Wrist-watches, pocket-watches, with case of precious metal or of metal clad with precious metal için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • wrist: bilek, Bilek (tıp), kol bileği, bilek, i. bilek; mak. krank pini. wrist bone bilek kemigi. wrist joint bilek. wrist watch kol saati.
  • watches: Cep ve kol saatleri, Giyilebilir saatler
  • pocket: cep, KESE, OYUK, para, çukur, gedik, KOVUK, TORBA, GİZLEMEK, İÇ ETMEK, MİNYATÜR, saklamak, BASTIRMAK, CEBE ATMAK, Cep, kovuk, VETO ETMEK, CEBE KOYMAK, HAVA BOŞLUĞU, belli etmemek, CEBE İNDİRMEK, SİNEYE ÇEKMEK, ÜSTÜNE YATMAK, v.cebine koy:n.cep, ÇEMBERE ALMAK (SAVAŞ), DELİĞE SOKMAK (BİLARDO), Cep, genleşme boşluğu (labirentlerde), 1.cep, 2.torba, kese, 3.grup, kesim, 4.cebe koymak, 5.cebe indirmek, cebine atmak, f. cebe yerlestirmek, cebe koymak; cebine atmak, (slang) ic etmek; gizlemek, saklamak, bastirmak., 1)Gladorada,posta ile stringer yada yük trizi arasında kalan boşluk. 2)Güverte altında kazan dairesi ile gemi alabandası arasında kalan boşluk.
  • with: ile, canlı, uyanık, İstemeyerek, ile, nedeniyle, sayesinde
  • case: hal, KAP, kın, DAVA, KASA, kutu, OLAY, ÇANTA, DELİL, durum, GÖRÜŞ, HASTA, HUSUS, KANIT, KILIF, NEDEN, SORUN, VALİZ, mesele, ÖRTMEK, sokmak, çerçeve, MAHFAZA, problem, vaziyet, KAPLAMAK, CİLTLEMEK, isim hali, kutu kasa, KUTULAMAK, TUHAF TİP, Vaka/Olgu, DİKİZLEMEK, GÖZETLEMEK, HUKUKSAL OLAY, Mahfaza, kasa, hal husus olay, 1.KUTU,KAP 2.DAVA, vaka, hadise/olay, 1)Ambalaj. 2)Dava., 1) kılıf; 2) şık, durum, YERİNE KOYMAK (KASA, KILIF VB.), Computer Aided Systems Engineering, Bilgisayar Destekli Sistem Mühendisliği, Durum, vaziyet, hal, mesele, vaka, hadise, olay, 1) Kabuk (çelik) 2) Kutu; Sandık3) Örnek olay 4) Dava, 1.hal, durum, 2.olay, 3.sorun, 4.dava, 5.kutu, sandık, 6.çanta, 7.kasa, 8.kutulamak, (i)., (f). kutu; mahfaza; kin; kasa; cerceve; matbaa tezgahi; (f). kutu veya mahfaza icine koymak, sokmak.
  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • precious: aziz, değer, ender, kıymet, Değerli, kıymetli, ziyadesiyle, müşkülpesent, kıymetli pahalı, 1.kıymetli, değerli, 2.çok
  • metal: madde, MADEN, metal, METÂL, tabiat, tıynet, metal, maden
  • or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
  • clad: yastık, (bak). clothe., Giyinmiş, bürünmüş, v.giy:adj.giyinmiş, bürünmüş, kaplanmış, örtünmüş

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli