İngilizce → Türkçe arama
Türkçe Soap and organic surface-active products in bars, etc., for toilet use ne demek?
Soap and organic surface-active products in bars, etc., for toilet use için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- soap: boş, Sabun, Sabunlar, verimsiz, SABUNLAMAK, v.sabunla:n.sabun, 1.sabun, 2.sabunlamak, 3.yağ çekmek
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- organic: canlı, organik, doğuştan, örgensel, Örgensel; organik
- surface: dış, ÜST, yüz, düzey, satıh, zahir, CİLALAMAK, cilâlamak, görünüşte, DIŞ GÖRÜNÜŞ, DÜZLEŞTİRMEK, ORTAYA ÇIKMAK, MEYDANA ÇIKMAK, v.yüzeyini kapla:n.yüzey, yüzey, yüz, düzey, görünüş, YÜZEYE ÇIKARMAK (DENİZALTI), 1.yüzey, 2.(the ile) dış görünüş, 3.su yüzüne çıkmak, 4.(yol, vb.) sert bir maddeyle kaplamak, 5.(posta) adi
- active: fail, aktif, canlı, çevik, etkin, pratik, çalışkan, hareketli, ETKİN, FAAL, etkin, geçerli, aktif, hareketli, canlı, (dj) etkin, etken, eylemli, (s). hareket kuvveti olan, etkin, degistirebilen, fail; faal, caliskan; pratik; hareketli, canli, yerinde duramayan, cevik; (gram). etken, aktif; (tic). faiz getiren, paraya cabuk cevrilebilen (sermaye). active officer muvazzaf subay. active volcano aktif
- in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
- bars: Çubuklar
- etc: vs., (kis.) et cetera (Lat.) vs, ve saire,vb, ve benzeri.
- for: dair, GÖRE, için, DOĞRU, KARŞI, tıpkı, UYGUN, DOLAYI, sevmek, uğruna, yerine, dünyada, özlemek, YARAYAN, YÖNÜNDE, AMACIYLA, NEDENİYLE, n.için-t. den beri, (kis). foreign, forestry., 1.için, 2.süresince, zarfında, -dır, 3.uğruna, için, 4.yerine, namına, adına, için, 5.yerine, karşılığında, 6.-den dolayı, yüzünden, nedeniyle, 7.-e uygun, -e elverişli, 8.şerefine, 9.-e göre, 10.-e rağmen, 11.olarak, diye, 12.-e karşı, 13.çünkü, zira
- toilet: 1.hela, tuvalet, 2.çekidüzen, giyim kuşam, tuvalet, i., A.B.D. tuvalet odasi, apteshane; tuvalet; tuvalet masasi; giyinip kusanma, suslenme. toilet paper tuvalet kagidi. toilet powder yuz pudrasi. toilet room banyo ve tuvalet odasi. toilet table tuvalet masasi. toilet water tuvalet suyu.
- use: ADET, âdet, AMAÇ, FAYDA, YARAR, MENFAAT, harcamak, İstifade, Kullanım, KULLANMA, DAVRANMAK, kullanmak, ALIŞKANLIK, FAYDALANMA, FAYDALANMAK, YARARLANMAK, ADET EDİNMEK, KULLNIM HAKKI, MUAMELE ETMEK, v.kullan:n.kullanım, 1.KULLANIM 2.FONKSİYON, fayda, kullanma, adet, kullanmak, -den yararlanmak, 1.kullanma, kullanım, 2.kullanma hakkı, yararlanma hakkı, kullanma yetisi, 3.amaç, kullanım amacı, 4.fayda, yarar, 5.kullanmak, 6.kullanmak, suistimal etmek, 7.kullanıp bitirmek, tüketmek, 8.(to ile) (eskiden) -erdi, -ardı