İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Other wrist-watches, pocket-watches and other watches, including stop-watches ne demek?

Other wrist-watches, pocket-watches and other watches, including stop-watches için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
  • wrist: bilek, Bilek (tıp), kol bileği, bilek, i. bilek; mak. krank pini. wrist bone bilek kemigi. wrist joint bilek. wrist watch kol saati.
  • watches: Cep ve kol saatleri, Giyilebilir saatler
  • pocket: cep, KESE, OYUK, para, çukur, gedik, KOVUK, TORBA, GİZLEMEK, İÇ ETMEK, MİNYATÜR, saklamak, BASTIRMAK, CEBE ATMAK, Cep, kovuk, VETO ETMEK, CEBE KOYMAK, HAVA BOŞLUĞU, belli etmemek, CEBE İNDİRMEK, SİNEYE ÇEKMEK, ÜSTÜNE YATMAK, v.cebine koy:n.cep, ÇEMBERE ALMAK (SAVAŞ), DELİĞE SOKMAK (BİLARDO), Cep, genleşme boşluğu (labirentlerde), 1.cep, 2.torba, kese, 3.grup, kesim, 4.cebe koymak, 5.cebe indirmek, cebine atmak, f. cebe yerlestirmek, cebe koymak; cebine atmak, (slang) ic etmek; gizlemek, saklamak, bastirmak., 1)Gladorada,posta ile stringer yada yük trizi arasında kalan boşluk. 2)Güverte altında kazan dairesi ile gemi alabandası arasında kalan boşluk.
  • and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
  • including: dahil, n.kapsayan:v.kapsa:prep.kapsayarak
  • stop: mâni, durak, DURMA, ENGEL, NOKTA, BİTMEK, durmak, KALMAK, KESMEK, SAVMAK, yenmek, KAPAMAK, TIKAMAK, BIRAKMAK, İSTASYON, KESİLMEK, ALIKOYMAK, DİNDİRMEK, durdurmak, MOLA YERİ, STOP ETME, tıpalamak, ÜNSÜZ SES, Bosalamak., engellemek, konaklamak, NOKTALAMAK, SON VERMEK, DOLGU YAPMAK, DEVAM ETMEMEK, STOP ETTİRMEK, v.dur:n.durak, durmak, durdurmak, NOKTALAMA İŞARETİ, mercek perdesi (foto), STOP, DURMAK, NOKTA, DURAK, v.h_v.durdur e.dur:n.durma, 1) Dur(dur)ma 2) Durak 3) Kesinti;sekte 4) Tıkaç; tıpa, 1.durmak, 2.durdurmak, 3.önlemek, engellemek, durdurmak, mani olmak, alıkoymak, 4.durmak, kesilmek, bitmek, 5.kalmak, durmak, 6.tıkamak, 7.durdurma, 8.durma, duruş, 9.durak, 10.engel, mani, 11.nokta, i. durma: durus; durak yeri; mani, engel; muz. ses perdesini degistirmek icin calginin tel veya deligine basma; muz. jodorg; (Ing) nokta, noktalama isareti. put a stop to durdurmak, kesmek, son vermek.

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli