İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Other hot-rolled flat products in coil of a width of 600 mm or more, of stainless steel ne demek?

Other hot-rolled flat products in coil of a width of 600 mm or more, of stainless steel için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
  • hot: Acı, SERT, TAZE, YENİ, ACILI, SEKSİ, sıcak, yakın, ATEŞLİ, KIZGIN, ISINMAK, ISITMAK, İLETKEN, ÖFKEYLE, hiddetli, ŞEHVETLİ, ŞİDDETLE, ŞİDDETLİ, hararetli, HEYECANLI, RADYOAKTİF, RAHATSIZ EDİCİ, Sıcak ( yemek), 1.SICAK 2.ACI ( yemekte ), 1.sıcak, 2.biberli, acı, 3.(haber) sıcak, taze, 4.şehvetli, ateşli, azgın, 5.bilgili, ilgili
  • rolled: Haddelenmiş, Haddelenmiş., v.yuvarlan:adj.yuvarlanmış
  • flat: BOŞ, düz, tam, flat, KATİ, BEMOL, BOĞUK, Daire, donuk, harap, KESAT, KESİN, KISIK, SABİT, YASSI, YATAY, yavan, yıkık, açıkça, DURGUN, düşmek, DÜZLÜK, kumsal, PATLAK, sığlık, TATSIZ, DÜZ ŞEY, FAİZSİZ, müstevi, TEKDÜZE, sırtüstü, yavanlık, BÜTÜNÜYLE, DÜZ YÜZEY, düzeltmek, tatsızlık, yassılmak, DÜZ OLARAK, HAREKETSİZ, TAM OLARAK, AÇIK OLARAK, GAZI KAÇMIŞ, HAVASI İNMİŞ, KESİN OLARAK, PATLAK LASTİK, YATAY BİÇİMDE, APARTMAN DAİRESİ, Düz, yassı, yayvan, adv.tamamıyla:adj.düz, (i). apartman dairesi., 1) Yassı; 2) Apartman dairesi, 1.DÜZ 2.DAİRE (apartman katı), apartman dairesi, soluk-fotoğrafçılıkta kontrast eksikliği olan, (f). (ted, ting) yassilamak, duzeltmek; tadini kacirmak, nesesini bozmak; yassilmak, dusmek; nesesiz olmak; (muz). yarim ton indirmek; belirli perdeden asagi soylemek veya calmak., (i). duz ve basik arazi; siglik, kumsal; genis ve duz olan sey, demiryolu arabasi; duz sal; kilicin yassi yuzu; kenarlari alcak tepsi; madenin yassi damari; tiyatro sahne dekoru icin kullanilan kumas gerili cerceve; (muz). bemol., 1.düz, 2.yassı yayvan, 3.düz arazi, ova, 4.sığlık, bataklık, 5.düz yüzey, 6.bemol, 7.sıkıcı, tekdüze, 8.donuk, 9.(iş vb.) durgun, 10.(lastik) havasız, 11.(pil) bitik, 12.tam, kesin, kati, değişmez, 13.(içki) gazı gitmiş, gazsız, 14.tamamen, bütün bütün, t
  • in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
  • coil: bobin, sargı, Spiral, v.sar:n.bobin, v.sar:n.sarım, çevresine sarılmak, Bobin, kangal, serpanten, 1) Kangal; Bobin 2) Sarım; Sargı, 1.dolanmak, kangal haline gelmek, 2.dolamak, 3.kangal, 4.bobin, 5.tutam, 6.gebeliği önleyici alet, (i)., (f). kangal; (den). roda; halka, kangal seklinde boru; halka seklinde kivrilmis sac; elek bobin; (f). kangal etmek veya olmak, sarmak veya sarilmak; (den). roda etmek primary coil birinci devre bobini. secondary coil ikinci devre bobini.
  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • width: enlilik, genişlik, i. en, genislik, enlilik., 1.genişlik, en, 2.belli bir boyda kumaş parçası
  • mm: milimetre, kis. millimeter.
  • or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli