İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Other glass of HS 7003, 7004 or 7005, bent, edge-worked, engraved, etc. ne demek?

Other glass of HS 7003, 7004 or 7005, bent, edge-worked, engraved, etc. için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
  • glass: cam, AYNA, donuk, kadeh, Bardak, dalgın, dürbün, MERCEK, BÜYÜTEÇ, anlamsız, barometre, CAM TAKMAK, termometre, CAM, BARDAK, GÖZLÜK CAMI, kadeh (cam), CAM GİBİ YAPMAK, 1) Cam 2) Bardak, Bardak, kadeh (cam), 1.cam, 2.cam eşya, 3.bardak, f. cam kaba koymak; cam gibi yapmak; camla kapatmak., kum saatini veya yarım saatlik kum saatini boşaltmak için gereken zaman
  • of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
  • hs: kis. high school, Home Secretary, hydrofoil ship.
  • or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
  • bent: KIR, eğim, EĞRİ, ÇİMEN, İSTEK, yamuk, EĞİLİM, KIVRIK, KARARLI, temayül, YETENEK, BÜKÜLMÜŞ, ÇİMENLİK, KATLANMIŞ, YATKINLIK, AKLINA KOYMUŞ, Eğiklik (cam), v.bük:adj.eğri, azmetmek çok istemek, i. birkac cesit sert cimen., 1.namussuz, 2.rüşvetçi, yiyici, 3.çatlak, üşütük, 4.ibne, homo, 5.eğilim, yetenek, s., i. egri, kivrik, bukulmus, kavisli; i. egim; temayul, meyil. have a bent for istidadi olmak.
  • edge: AĞIZ, aksi, KIYI, hudut, kenar, KESİT, sınır, ŞİDDET, bilemek, sinirli, endişeli, SOKULMAK, ÜSTÜNLÜK, yanaşmak, KESKİNLİK, yaklaşmak, iğrendirmek, ayrıt, kenar, KENAR YAPMAK, KESKİN KENAR, keskinletmek, sinirlendirmek, YAN YAN GİTMEK, KESKİNLEŞTİRMEK, ayrıt, kenar kenar, Kenar, ağız, pervaz, v.kenar yap:n.kenar, az bir farkla geçmek, kenar sırt bıçak ağzı, kenarına bordür yapmak, YAVAŞ YAVAŞ İLERLETMEK, ikincil ancak kendi özgü bir özelliği olan şey, 1)Pervane kanatlarının kenarları. 2)Bir saçın ölçülen kenarı., kenar, k. dili avantaj, üstünlük, yanaşmak, yavaş yavaş sokulmak, yaklaşmak, pokerde diğer oyuncular niyetlerini açıkladıktan sonra edinilen bahis yapma ayrıcalığı, 1.kenar, kenar çizgisi, uç, 2.ağız, keskin kenar, 3.kenarlarını belirginleştirmek, kenar yapmak, 4.kenardan yavaş yavaş ilerlemek, 5.ilerletmek, (f). yanasmak, yavas yavas sokulmak, yaklasmak; yan yan ve yavas yavas surmek; bilemek, keskinletmek; kenar gecirmek. edge in sokulmak.edge out kil payi ile yenmek; kenara itmek.
  • worked: İşlenmiş, işlenik, v.çalış:adj.çalışılan
  • engraved: v.kazı:adj.kazınmış, Oyma yapılmış; Oyulmuş; Oyuk

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli